Logo
"Allah’a çağıran, salih amel işleyen ve “Kuşkusuz ben müslümanlardanım” diyenden daha güzel sözlü kimdir?" Fussilet 33



#201

NASİHATIM NEFSİME

Ey nefsim dinle sana söyleyeceklerim var. Dinle ki merhem olur belki sözlerim yüreğinin en derinlerindeki yaralarına. Umut olur belki iç alemindeki çırpınışlarına. Bir mendil olur belki sessiz sedasız içten ağlayışlarına.

Ey nefsim Atan Adem Aleyhisselamı hatırla. Şeytanın tuzağına düşmüş, vatanından çıkartılmış, gözyaşları içinde yıllarca ağlamıştı. Hiçbir zaman Rabb’inden ümidini kesmemiş ve sonunda affedilmişti. Tevbesinin ve isyan etmeyişinin karşılığını almıştı Rabb’inden. Bu büyük davada hata yapmakta, günaha girmekte var. Ama isyan etmek ve isyanda diretmek yok. Tevbe kapısı her mümin için açık duruyor. Yeter ki kendimizi gözden geçirelim, hatalarımızı düzeltelim, Rabb’imize doğru çıkış yolları arayalım. Alemlerin sahibi bize yardım edecektir. Tevbe etmeden, tevbe etmeyi öğrenmeden dava adamı olunmaz.

Ey nefsim Atan Nuh Aleyhisselamı hatırla. Dokuz yüz elli sene halkını Tevhide davet etmiş. Gecesini, gündüzünü bu dava yolunda harcamıştı. Kurtuluş gemisine ancak bir avuç insanla birlikte binmişti. En yakını olan oğlu bile ona inanmamıştı. Ne büyük bir imtihandı bu düşün ey nefsim. Davan Allah içinse birgün davan için en sevdiğin insanlardan da vazgeçmek zorunda kalabilirsin. Buna hazırlıklı olmalısın. En sevdiklerin seni yalanlayabilir, yapayalnız bırakıp terkedebilir. Sabır deyip Allah’a sığınmaktan başka çaren kalmayabilir. Hem unutma değil mi ki Allah kimsesizlerin kimsesidir. O seni yalnız bırakmayacaktır.

Ey nefsim Atan İbrahim Aleyhisselamı hatırla. Hakkı haykırdığı için putperest milletinin içinde tek başına kalmıştı. Kimse ona inanmadı. Ama onun bir davası vardı. O bu dava da tek kalsa da ölünceye kadar yürüyecekti. Ateş bile Allah’ın izniyle böyle bir yiğidi yakmadı. Demek ki davan için yanmayı göze alacaksın, tek kalmayı göze alacaksın. Alacaksın ki Allah’a yakın olanlardan olasın.

Ey nefsim Atan İsmail Aleyhisselamı hatırla. Hiç tereddüt etmeden babasının isteğini yerine getirir, Allah’ın emri diye. Uzatır boynunu bıçak kessin diye. Var mı böyle cesaret? Bu davaya çıkarken canını koyacaksın ortaya. Bu dava da İsmailler de olacak ve İsmail olabilenler kazanacak. Hakka gönül verenler ancak canlarını da feda edebilir bu davaya.

Ey nefsim Atan Yusuf Aleyhisselamı hatırla. O Allah yolunda oldu hep. Ve Rabbi de onu korudu. O haktan, adaletten hiç ayrılmadı, Rabbi de ondan. Sen davana sahip çıkıp Rabb’ine yönelirsen, Rabb’inde sana rahmet eder, korur tüm kötülüklerden. Kuyulara düşsende, köle olarak satılsan da, gömleğini yırtmaya kalksalarda, zindanlara atılsanda Rabb’in seni koruyacaktır. Aleme sultan yapacaktır. Yeter ki Ondan ümidini kesme. Bu davanın çok çetin geceleri olacaktır. Kör kuyuları, iftira yağmurları, soğuk zindanları, yalan rüzgarları, sahte vaadleri, bir sürü komploları seni bekleyecektir. Tüm bunlara karşı azıklanmak ve hazır olmak zorundasın.

Ey nefsim Atan Musa Aleyhisselamı hatırla. Bir yandan kendini insanların rabbi sanan firavunla bir yandan da sözünde durmayan, kişiliksiz, Allah’la alay ettiğini zanneden bir toplumla mücadele etti. Kırk gün Tur’da kalıp geldiğinde yetiştirdiği insanları puta tapar halde buldu. Düşünsene ey nefsim. Sen yıllarca uğraşıp didineceksin. Tevhidi öğreteceksin. Onları yetiştireceksin. Onlar ise ilk fırsatta seni yarı yolda koyacak, yalnız bırakacak. Demek ki dava adamları yalnız kalmayı da göze almalı bu yolda. Çünkü bu yol güllük gülistanlık değil ki, dikenlerle, tuzaklarla dolu.

Ey nefsim Atan İsa Aleyhisselamı hatırla. Hani o havarileriyle birlikte Allah’ın dinini insanlara anlatıyordu. Birgün ihanete uğradı. Hem de talebelerinden biriydi ona ihanet eden. Allah ise onların kurduğu bu tuzağı bozdu. İsa aleyhisselam yerine  Allah’ın ona benzettiği hain yahudayı çarmıha gerdiler. İşte alemlerin Rabbi kendi yolunda gidenlere her zaman yardım edecektir. İslam davasını birlikte savunduğunuz insanlar gün gelir sizi sırtınızdan vurabilir. Böyle bir ana hazırlıklı olmalısınız.

Ey nefsim Atan Muhammed Aleyhisselamı da hatırla. O hem öksüz hem de yetimdi. Ama Rabbi onun tek sahibiydi. Tevhid güneşi kırk yaşlarındayken doğmuştu kalbine. Onun artık uğrunda herşeyi feda edebileceği bir davası olmuştu. Bu dava için gerekirse amcasına, ailesine, kabilesine karşı çıkacaktı. O öyle bir imandı ki, kalbe girdi mi artık ne uyku görecekti gözleri, ne yorgunluk bilecekti bedeni. Kabe’nin yanıda, ebu kubeys dağında haykırdı Tevhidi. O haykırışlara bir avuç Müslüman kulak verdi. Yalanlamalar, hakaretler, iftiralar, işkenceler, ölümler onları yollarından çeviremedi. Alınları ak başları dimdik karşı durdular şirke. Teslim olmadılar. Onlar davalarına sahip çıktılar, Rabb’leri de onlara. İşte bu bize büyük bir öğüttür. Ne pahasına olursa olsun davana sahip çık ki Rabb’inde sana sahip çıksın.

Gün geldi hicret gerekti. Kaçmak değildi bu. Yeniden dönmek için, güç toplamak için bir metoddu. Şirkten Tevhide, karanlıklardan aydınlığa, esfeli safilinden, eşrefül mahlukat olmaya giden mübarek bir hicret. Şimdi bizimde yapmamız gereken bir hicretti bu.

Artık Medine’de İslam güneşi doğmuştu. İşkenceler bitmişti ama imtihan hala devam ediyordu. Şimdi davan için babanla, kardeşinle, amcanla, oğlunla savaş zamanıydı. Davan için gün gelir kendi milletinle bile savaşman gerekebilir. Bunu öğrendik Rasul’ün mübarek hayatından. Allah yolunda olmak tüm dünyaya meydan okumaktı. Ve Mekke fethedilmiş, şirk ve küfrün başı ezilmişti. Hz. Peygamber, Kur’an ile yirmi üç senede koskoca bir toplumu eğitmişti. Kutlu bir nesil inşa etmişti. Müminler birbirlerinin kardeşi ilan edilmiş, Yahudi ve Hristiyanlara karşı ise dostluk nehyedilmişti. Ve Rasulullah arkasında binlerce takva sahibi salih insan ve birçok güzellikler bırakmıştı. Dava adamları da arkalarında örnek insanlar ile ümmete yol gösterecek, ruh verecek, onu yeniden şahlandıracak eserler bırakmalılar.

Evet ey nefsim bunca söz sana kar etti mi bilmem. Ama Allah’ın Peygamberleri, küfür ve şirk karanlıklarını sabırla, azimle, kararlılıkla, cesaretle, tefekkürle, doğrulukla ve duayla aşmışlardı. Sana da böyle yapmak düşer.

Ümmet coğrafyası kan ağlıyor, vahdet ve kardeşlik unutulmuş, Kur’an’dan yüz çevirilmiş, Allah’ın hükümleri değersizleştirilmiş, müminler kafirlerin oyuncağı haline gelmiş, hakla batıl birbirine karıştırılmış, dünya sevgisi ümmeti zehirli bir yılan gibi sarmış. Bunca felaketin içerisinde kalmış doğru yolun nerde ve nasıl olduğunu düşünürken ve yüreğin kor olup yanarken hira’yı hatırla ey nefsim. Orada Abdullah oğlu Muhammed’in hıçkırıklarını hatırla. Peygamberlerin Tevhid mücadelelerini ve çektikleri sıkıntıları hatırla. Sana ışık olsun Kur’an ayetleri, sana ümit olsun peygamberlerin müjdeleri. En ümitsiz anında onları hatırla. Ve senin gibi yananlara da onları hatırlat…

 



Görüntülenme: 729

Yorum Kuralları

  • Yorumlar yöneticinin onayından sonra yayına girer.
  • İslami ahlak kurallarına uymayan, küfür ve hakaret içerikli yorumlar yayınlanmaz.
  • Email adresiniz kaydedilecek fakat gösterilmez.
  • İlk yorumunuzda kullandığınız Email adresini daha sonra kullanmak için Ad-Soyad aynı olmalıdır.