Logo
"Allah’a çağıran, salih amel işleyen ve “Kuşkusuz ben müslümanlardanım” diyenden daha güzel sözlü kimdir?" Fussilet 33



#232

RAMAZANI HAKKIYLA NASIL İFA EDERİZ?

“Ey iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz.”

Yeni bir ramazan ayının arefesine girmiş bulunuyoruz. Müslümanlar için manevi bir arınma ayı olan Ramazana bizi ulaştırdığı/inşallah ulaştıracağı için Rabbimize sonsuz hamdu senalar olsun. Ve rabbimizden bu ayı hakkıyla ihya etmeyi bize ve dünya Müslümanlarına nasip etmesini niyaz ediyoruz.  Rabbimizden bu ayın hürmetine Müslümanlara Rahmetiyle muamele etmesini ve yaşadığımız bu zilletten bizi kurtarmasını diliyoruz.

Ramazan ayı Müslümanlar için tam bir fırsat ayıdır. Rabbimizin sonsuz rahmetine ve affına nail olmak için bize sunulmuş bir fırsattır. Yine bizi kuşatan şu maddi dünyanın kuşatmasından sıyrılarak manevi azığımızı sağlayacağımız önemli bir fırsattır.

İslam’ın gereklerini yeterince yerine getiremeyen kimseler için kendilerinde var olan eksiklikleri gidererek Allah’a Allah’ın istediği şekilde kulluk yapacakları bir hayata başlamaları için bir fırsattır. Çünkü Ramazan ayı, diğer aylarda insanların gündemlerine gelmeyen dini duyguların meydana geldiği bir aydır. Diğer aylarda beş vakit namazı bile kılmayan insanların bu ayda, teravih namazını kılmak için camilere koştuklarına şahit olmaktayız.

Allah’ın emirlerini yerine getiren Müslümanlar için de ramazan bir fırsattır. Manevi dünyamızdaki bozuklukları tamir etmek, takvayı kuşanmak ve manevi olarak donanımlı hale gelmek için bir fırsattır. Diğer aylarda fırsat bulamadığımız için ihmal ettiğimiz maneviyatımızı kamil bir hale taşımak için ramazan ayı bulunmaz bir ikramdır. Hem de bizi yaratan Allah tarafından biz kullarına ikram edilmiş bir ikram. O halde Müslümanlar, Allah’ın bize ikramı olan Ramazan ayını hakkıyla ihya etmek, bu ikramdan yetirince istifade etmek için elimizden gelen gayreti ortaya koymaya çalışalım.

Ramazan Ayını Hakkıyla İhya Etmek İçin Şunları Yapmalıyız

Her şeyden önce Ramazanı diğer aylardan farklı kılan en önemli özellik hiç kuşkusuz ki oruçtur. Ramazan fırsatını hakkıyla değerlendirmek için bu ayda Rabbimiz olan Allah’ın bize farz kıldığı oruç ibadetini yerine getirmeliyiz. Mazereti olmadığı halde ramazan orucunu terk eden bir kimse, diğer ibadetleri yerine getirse de Ramazandan hakkıyla istifade etmesi mümkün değildir. Günlerin uzamasının ve sıcakların getirdiği olumsuzlukları ve zorlukları göğüsleyerek, Rabbimizin rızasını kazanmak ve orucun farz kılıma maksadı olan ittika sahibi bir mümin olma gayreti ortaya koymalıyız.

Orucu sadece cinsel istek ve midemize tutturmamalıyız. Bütün uzuvlarımıza tutturabilmeliyiz. Yani nasıl ki bir ay boyunca günün sabahından akşamına kadar yemek ve içmekten, cinsel ilişkiden kendimizi uzak tutuyorsak, aynen bunun gibi diğer uzuvlarımızı da haramlarda ve gereksiz boş işlerden uzak tutmalıyız.

Gözümüzü harama bakmaktan uzak tutup, Onu, Allah'ın bize verdiği bir nimet olduğunun bilincinde olup, bizim için helal olan şeylere bakarak kullanmalıyız. Sokaklarımızı kuşatan görsel haramlara bakmaktan uzak tutmaya çalıştığımız gibi televizyon, internet, gazete gibi görsel basında yer olan haramlardan da gözlerimizi korumalı, onlara da oruç tutturmalıyız.

Aynı şekilde, Dilimizi de, başta yalan olmak üzere elfazı küfür, gıybet, iftira, dedikodu vb. gibi haramlardan uzak tutmalıyız. Ramazan dışında çok dikkat etmediğimiz dilimize ramazanda daha bir dikkat ederek onu yukarıda saydığımız dilin haramlarından korumalıyız. Ebû Hureyre (r.a.)'dan, rivayet edilmiştir ki; Rasûlullah (s.a.); "Bir kimse yalan söylemeyi ve yalanla iş görmeyi terketmezse, Allah (c.ç.)'in, onun yeme içmeyi terketmesîne ihtiyacı yoktur."[1]  O halde kardeşlerim dilimizi dilin haramları olan hususlara karşı oruç tutturmalıyız. Dilimizi zikir, Kur'an okumak, hakkı söylemek, iyiliği emretmek ve kötülükten alıkoymak gibi amellerde meşgul etmeliyiz.

Kalbimizi de ramazanı vesile kılarak tezkiye etmeliyiz. Normal zamanlarda yapamadığımız tezkiyemizi, orucun getirdiği manevi atmosferi fırsat bilerek yapmalıyız. Kalbin amelleri olan kin, nefret, su-i zan, kıskançlık, cimrilik, sevilmemesi gerekenleri sevmek, korkulmaması gerekenlerden korkmak gibi hastalıklarını tedavi edebilmeliyiz. Kalbimizi Allah’ın razı olacağı amelleri ile meşgul etmeliyiz. 

Yine, nefsin her türlü haram ve isyan olan arzu ve isteklerine karşı bir direnç ortaya koyarak nefsi tezkiye edebilmeliyiz. Bu özelliğinden dolayıdır ki birçok ayette Rabbimiz bazı günahların kaffareti olarak orucu emretmektedir. Yani adeta Rabbimiz işlediğimizi günahlarımızdan temizlenmek için oruç bezini/temizleyicisini kullanmamızı istemektedir. Peygamber efendimiz de bu özelliğinden dolayıdır ki nefsi kontrol atlında tutmak ve harama gitmesini engellemek için nafile orucu emretmiştir. "Ey gençler topluluğu! Sizden kimin evlenmeye gücü yetiyorsa hemen evlensin. Zira evlilik gözü (haramdan) daha çok uzaklaştırıcı iffeti de çok daha koruyucudur. Evlilik külfetine güç yetiremeyenler ise oruç tutsun. Çünkü oruç, şehveti kıran bir şeydir."[2]

Yine bu ay, açların halinden eh fazla anlayacağımız ve elimizdeki imkanları onlarla paylaşacağımız ay olmalıdır. “Açın halinden tok ne anlar” diye bir atasözümüz vardır. Evet, aç açın halinden anlar. O halde bizde aç olan kardeşlerimizin halinden anlamalı ve Allah’ın bize sunduğu nimetleri aç olan başta Suriyeli kardeşlerimiz olmak üzere insanlar ile paylaşalıyız. Eğer imkanımız varsa, iftar soflarımızı aç insanlar başta olmak üzere, fakirlere, akrabalara ve komşulara açabilmeliyiz. Yardımlaşma ve dayanışmamıza ramazanı bir vesile kılmalıyız.

Özellikle mali durumu iye olan kardeşlerimiz, zekâtlarını bu ayda ihtiyaç sahibi kimselerle ulaştırmalı veya bu konuda faaliyet yapan kurumları desteklemeleri gerektiğini unutmamaları gerekmektedir. Unutmayalım ki, zekat temizlemek demektir. Eğer kendimizi ve sahip olduğumuz malı temizlemek istiyorsak, yani mali ve manevi kirlerimizden arınmak istiyorsak zekatlarımızı tastamam bu ayda vermemiz bizim için daha hayırlıdır. Hani ramazan için bir fırsattır demiştik. Manevi temizliğimizi sağlayacak bu aya malımızı temizleyecek zekatlarımızı da ekleyerek tam bir arınmayı yakalayabilmeliyiz.  

Yine, fıtır sadakası bu aya has mali bir ibadettir. Halkın fitre dediği, zengin fakir demeden bütün insanların vermesi gereken bu mali ibadet dinimizce Müslümanlar arası dayanışmak amaçlamaktadır. Müslümanlar arasındaki dayanışmayı sağlayan bu mali ibadeti de tas tamam yerine getirmeliyiz. Herkes günlük olarak tükettiğinin ortalamasından iki öğünlük bir miktarı fakir insanlara vermelidir. Zengin kendi durumuna göre fakir de kendi durumuna göre. Diyanetin belirlediği tutar fakirler içindir. Fıtır ibadeti de bizim ramazan ayını hakkıyla ihya etmemiz için bir vesiledir. O halde bu vesileye de sarılalım.

Yine hepimizin bildiği gibi Kur'an, bu ayda inmiştir ve bizim örfümüzde bu ay Kur'an ayı olarak bilinmektedir. شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِيَ أُنزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ هُدًى لِّلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِّنَ الْهُدَى وَالْفُرْقَانِ “Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur'an'ın indirildiği aydır…”[3] Bu ayda Allah'ın kitabı olan Kur'an ile olan ilişkimiz mutlaka arttırılmalıyız. Toplum olarak, anlamak için Kur’an’ı az okuyan bir toplumuz. Ramazan ayını bir vesile bilerek, Ramazan ayını on bir ayın sultanı yapan Kur’an’a mutlara zaman ayırmalıyız. Oruçtan sonra bu ayda yapmamız gereken ibadetlerin en önemlisi hiç kuşkusuz ki, anlayarak Kur’an okumamızdır dersek hata etmiş olmayız. Hz peygamberimizin Ramazan sünneti olan Kur'an’ı anlama ve maksadını kavramaya yönelik hatimler yapmalıyız. Halkın mukabele örfünü, Kur'an’ı anlama örfüne dönüştürmemiz gerekmektedir. Ramazan geçiş gittiği halde Kur’an’dan istifade etmemiş, çok önemli olan bu vesileyi ihmal etmiş birisi olmamalıyız.

Peygamberimizin önemli bir sünneti de bu ayda daha fazla dua ibadetine sarılmasıydı. Allah ile aramızdaki en önemli rabıta olan dua ibadetinden kendimizi mahrum etmeyelim. Kendimiz, ailemiz ve yakınlarımız için dua ettiğimiz gibi başta Suriye de, Arakan da, Afganistan da, Filistin de ve dünyanın diğer coğrafyalarında despot yönetimlere ve zalimlere karşı yürüttükleri mücadelelerinde başarılı olmaları için mücadele eden Müslümanlara da dua etmeliyiz. Yaptıkları bu direnişi, maddi ve manevi anlamda desteklemeli ve Allah'ın onlara zafer vermesi için bol bol dua etmeliyiz. Müslümanların Allah için ortaya koydukları mücadelelerinde başarılı olmaları için Allah’tan kendilerine yardım etmesini istemeliyiz. Onlar için hiçbir şey yapamıyorsak en azından dualarımızla onlara yardım etmeliyiz. İbadet halindeyken yapılan duanın İslam'daki önemi sizce malumdur. Oruç ibadetini ifa ederken hem kendimiz hem de bütün Müslümanlar için devamlı dua etmeniz gerektiğinin bilincinde olmalıyız.

Yine Ramazana özgü bir ibadet olan teravih namazını mutlaka ifa etmeliyiz. Cami imamları arkasında kılmıyor olsak da, bizlere ait olan dernek, vakıf, mescid, ve evlerimizde teravih namazını mutlaka kılmalıyız. Her ne kadar bu ibadeti farz ve müekked bir sünnet olarak görmüyorsak da. Hz peygamberin önemli bir sünneti de Ramazan ayında ibadetlerini artırıyordu. İşte teravih namazı bunu sağlayan önemli bir etkendir ve bundan dolayı çok önemlidir ve ihmal edilmemelidir. Ne yazıktır ki, ramazan gelip geçtiği halde bu ve buna benzer ibadetlerden mahrum olan kardeşlerimiz var. Hani dedik ya ramazan bir fırsat ayıdır. İşte bu fırsatlardan bir tanesi de teravih namazıdır. İster yirmi, isterse de sekiz rekat kılalım. Ama mutlaka kılmaya çalışalım, teravih denilen bu  vesileye de tutunalım ve bundan gafil olmayalım.

Ayrıca, Ramazan ayı hepinizin bildiği gibi içerisinde itikafın bulunduğu bir aydır. Kapital sistemin hakim olduğu ve insanların para kazanmak için zamanlarının büyük bir kısmını kendilerinden çaldığı bir durumda Müslümanlar, buna inat, vakti olan Müslümanların, Hz Peygamberin yaptığı gibi on gün, vakti ve imkânı olmayanların ise vakitlerinin el verdiği oranda mutlaka itikafa girmeleri gerektiğini bilmemiz gerekmektedir. İtikaf bu toplumun unuttuğu muekket bir sünnettir. Yani peygamberimizin hiç terk etmediği bir ibadettir itikaf. Bu ibadeti ifa etmek isteyen kardeşlerimizin de, itikâfa girdikleri mekânları uyumak, lüzumsuz muhabbet ve tartışmalar yapmak, gerekli gereksiz cep telefonu kullanmak gibi bu ibadetin ruhuna aykırı şeylerden kaçınıp, ibadet, tefekkür, zikir ve Kur'an okumak gibi ibadetlerle geçirmeleri gerektiğini unutmamalıyız.

Yine özellikle ramazanlarda tv kanallarında boy gösteren sözüm ona hoca tiplemelerinin ve sözüm ona Müslüman belediyelerin yaptıkları tahribatın da bilincinde olmalıyız. Ramazanı bir festivale çeviren, ramazanın ruhuyla hiç alakası olmayan hususları ramazan vesilesiyle gündeme getiren televizyon kanalizasyonlarından ve belediyenin organizasyonlarından uzak durmalıyız. Sahur ve iftar vakitlerini tv başında ve belediyelerin bu ifsat yerlerinde geçirmektense bizim için ibadet olacak şeylerle bu vakitlerimizi değerlendirmeliyiz.

Ramazan ayını ayette buyurduğu gibi, “Umulur ki takvaya ulaşırsınız” ifadesinde oryaya konulduğu gibi bir temizlenme ve arınma ayı olarak görmeliyiz. Nefsimizi tezkiye etmek ve bizim için diğer aylarda da gerekli olan donanımları bu ayda sağlayıp ramazandan takva sahibi bir mümin olarak ayrılmak için her türlü meşru vesileye tutunmalıyız.

Ramazan fırsatını değerlendiremeyen bir Müslümanın, yeteri kadar bir donanıma sahip olamadığı için diğer aylarda da takvaya uygun bir hayat yaşamasının mümkün olamayacağını bilmeliyiz. Rabbimizin ayağımıza kadar gönderdiği bu fırsatı kaçırmamak dileğiyle.

Evet rabbim ramazanı hakkıyla ihya etmeyi bize ve tünün dünya Müslümanlarına nasip etsin. Bayrama her türlü günah, manevi kirlerden arınmış bir şekilde ulaşmayı bize naip etsin. Rabbim bu ramazanı ümmetin uyanışına bir vesile kılsın. Küfre karşı vermiş oldukları mücadelelerinde onlara muzafferiyetler versin.

 

[1] Buhârî, savm 8; Tirmizî, savm 16; İbn Mâce, sıyâm 21. Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları: 9/211.

[2] Müslim

[3] Bakara



Görüntülenme: 291

Yorum Kuralları

  • Yorumlar yöneticinin onayından sonra yayına girer.
  • İslami ahlak kurallarına uymayan, küfür ve hakaret içerikli yorumlar yayınlanmaz.
  • Email adresiniz kaydedilecek fakat gösterilmez.
  • İlk yorumunuzda kullandığınız Email adresini daha sonra kullanmak için Ad-Soyad aynı olmalıdır.