Logo
"Allah’a çağıran, salih amel işleyen ve “Kuşkusuz ben müslümanlardanım” diyenden daha güzel sözlü kimdir?" Fussilet 33



#71

Şehidlerimizin Emanetine Sahip Çıkmamız Gerekiyor

Biz ahde vefayı Allah Azze ve Celle ile yaptık. Allah'a vermiş olduğumuz sözle, ahitle yaşamamızı şekillendirmeye çalışıyoruz. Elbette insanlar Allah'a vermiş oldukları sözde ne kadar durabiliyorlarsa hayatın içerisinde insanlara, ümmete ve topluma karşı sözlerinde de o kadar duracaklar. Allah'a verilen söz Allah Azze ve Celle’nin çizmiş olduğu hududullah içerisinde hareket etmektir. Ümmet olarak yitirmiş olduğumuz değerlerimiz var.

“İnsanlar tek bir ümmetti. Ayrılmaları üzerine Allah, rahmetinin müjdecileri ve azabının habercileri olmak üzere peygamberler gönderdi ve beraberlerinde hak ile ilgili kitap indirdi ki, insanların, aralarında ihtilaf ettikleri şeyler hakkında hakem olsun. Bunda da sırf o kitap verilenler, kendilerine bunca deliller geldikten sonra tuttular, aralarındaki hırs ve kıskançlık yüzünden anlaşmazlığa düştüler. Bunun üzerine Allah kendi izniyle, iman edenleri, onların hakkında anlaşmazlığa düştükleri hakka ulaştırdı. Allah, dilediğini doğru yola iletir.” (Bakara suresi, 213)

Ümmet ana kökünden gelen anlamı ifade eder. Bir anne için çocuklar nasıl fark gözetilmeden korunur ve gözetiliyorsa ümmet de bu annenin çocukları gibidir. Bunlardan birisi de ahde vefadır. Müslümanların yaşamış olduğu coğrafyada oluk oluk kan akmakta ve ümmet yeni şehidler kazanmaktadır. Şehidleri kazanırken şehidlerin geride bırakmış olduğu yetimleri de kazanıyoruz. Yetim olan peygamberin ümmetiyiz.

“O seni yetim bulup da barındırmadı mı?” (Duha suresi, 6)

Yetim olarak ömrünü sürdüren Resulullah yaşamı boyunca yetimlere sahip çıkmıştır. Müşriklerin tutumlarında öne çıkan zulümlerinden birisi de yetimlere karşı dışlayıcı ve haklarını gasp edici iteleyip hayattan tecrit etmeye çalışma yönleri olmuştur. Yaşamın içinde en çok sahiplenilmesi gereken insanlar yetimler olmuştur. Yetimler ümmetin emanetleridir. Beşir bin Akabe anlatıyor: “Babam Akabe, Uhud savaşında şehid düşünce ağlayarak Resulullah’ın yanına gittim. Resulullah bana şöyle buyurdu: “Ey sevgili yavrucuğum, ağlama ben baban, Ayşe de anan olsun istemez misin?” (Buhari)

Yetimlere böyle sahip çıkan bir peygamberin ümmeti olarak yetimlere karşı merhametimizden ziyade ümmet olmanın sorumluluğu olarak hayatımızdakileri paylaşmalıyız. Şehid ailelerini, eşlerini, çocuklarını korumak ve sahip çıkmak üzerimize borçtur. Hapishanede olan hasta olan Müslümanların ailelerine, sokaklara terk edilen sahipsiz durumda olan tüm mazlumlara ayrım gözetmeden sahip çıkmalıyız.

Halkı Müslüman olan coğrafyalarda Müslümanların durumu ortadadır. Irak, Afganistan, Filistin, Doğu Türkistan, Çecenya, Kürdistan ve Suriye’de yaşanılanlar, tüm dünyanın gözleri önünde yetimlerin arttığı beldelerden sadece bir kaçıdır. Şu an Suriye’de anneler çocuklarını soğuktan bile koruma gücüne sahip değiller.

Bunlarla âdeta sorumluluklarımız ve yükümlülüklerimiz artıyor. Şehidlerimiz var, şehidlerimiz her zaman hayata kan veriyor. Şehidlik bir ölüm biçimi olmaktan ziyade bir yaşam biçimidir. Şehidlerden bizlere kalan emanetlerine hakkıyla sahip çıkmamız gerekiyor. Kulluğumuzun bir gereği olarak ahde vefa mümin şahsiyetlerin ortak özelliğidir.



Görüntülenme: 1646

Yorum Kuralları

  • Yorumlar yöneticinin onayından sonra yayına girer.
  • İslami ahlak kurallarına uymayan, küfür ve hakaret içerikli yorumlar yayınlanmaz.
  • Email adresiniz kaydedilecek fakat gösterilmez.
  • İlk yorumunuzda kullandığınız Email adresini daha sonra kullanmak için Ad-Soyad aynı olmalıdır.