Yazılar_Article-Detail

Yerine Neyi Koyacaksınız?

Bu gün Kemalist ideolojinin ürettiği ve insanlara dayattığı bir zulüm daha ortadan kaldırıldı.

Kemalist ideolojinin insanları tek tipleştirmek için üretip ve yıllarca dini ve ırkı dikkate alınmadan halka dayatığı andımız bu gün tarihe karıştı. Tabi ki batıl bir gün yok olacağı gibi  batılı temsil eden uygulamalar da zamanla yok olacaklardır. Türkiye de akp ile başlayan demokratikleşme süreci devam ederek, Kemalist dikta rejiminin ürettiği dikta uygulamalar tek tek ortadan kaldırılıyor.

Geçen dönem orta okullarda kaldırılan andımız diktası bu dönem ilk okullardan da kaldırılarak, körpe yavrularımızın zihinleri bir şirk kirliliğinden daha arındırıldı. Daha öncede üniversitelerde baş örtüsü zulmünü, askerin devler üzerindeki hakimiyetini, ergenekon gibi örgütlerin tasfiyesini vb. uygulamaları hayata geçirerek görece de olsa bir takım güzellikler meydana getirildi.

Akp tarafından hayata geçirilen bu uygulamaların, demokratikleşmenin bir gereği olarak mı, yoksa başka bir amaç için mi gerçekleştirildiğini şu anda bilmemekteyiz! Akp’nin muhafazakar kadrolardan oluşuyor olması mı, yoksa yıllardır oylarını aldıkları, kendilerini İslam’a nispet eden halkın taleplerini karşılamak ve gelecek olan seçinde yine bu halkın oylarını almak için mi, yoksa demokratikleşmenin bir gereği olarak mı yaptıkları bizler tarafından bilinmemektedir. Yapılış sebebi her ne olursa olsun bu uygulamaları biz Müslümanlar olarak doğru görmek durumundayız. Bu bizim adil olmamız için, zorunlu bir durumdur.

Bütün bunlarla birlikte on yıldır bu ülkede iktidarı tek başına elinde bulunduran, Türkiye tarihinde benzeri olmayan bir (başarı) elde eden Akp, kendilerinin oyunu aldığı muhafazakar kesimin İslam’i taleplerinin ne kadarını yerine getirdiği tartışma götüren bir konudur. Gerçi kendilerini İslam’a nispet eden halkın taleplerinden bir tanesini bile karşılamak onların yıllarca desteğini almak için yeterli olabiliyor. Yukarıda bahsettiğim bir takım olumlu uygulamalar halkın desteğini almak ve sanki halkın başka bir talebi kalmamış gibi kendilerini desteklemelerine yetiyor da artıyor bile.

Okullarda seçmeli ders olarak Kur’an öğretimi ve Siyer dersini konulması halk tarafından, bugün kaldırılan şirk uygulamalarını görmezlikten gelmelerine yetiyordu. Oysaki eğitim sisteminin temelinde herhangi bir değişim söz konusu değildi. Değişen sadece muhtevadaki bazı yönlerden ibaretti. Kendilerini İslam’a nispet eden insanlar içerisinde ilkel dönemlerden kalan putçuluğun bulunduğu, hiçbir akli veriyle ve tarihi gerçeklerle izahının mümkün olmadığı Mustafa Kemalin kutsanan kişiliğinin baş köşede bulunduğu, yine bu topraklarda yaşayan etnik gurupları görmezlikten gelen, Türk milliyetçiliğine dayanan, halkın büyük bir kısmı Müslüman olduğu halde Müslümanların bilginin kaynağı olarak gördükleri Allah’ı, eğitim sistemine karıştırmayan, hala batının çöplüğe attığı kendince bilimsel olduğu yalanıyla insanlara yutturulan safsatalara dayanan bir eğitim sistemi varlığını devam ettirmektedirler.

Yine, Müslüman halkın ergenlik çağına giren kız çocuklarına, tesettürlü bir şekilde eğitim hakkı vermeyen, karma eğitim sistemiyle kız ve erkek öğrencilerin mahremiyet anlayışlarını alaşağı eden bir eğitim sisteminin uygulayıcılığını yapmaktadırlar. Kendilerinden üst düzeyde olan insanların yaptığı açıklamalarda da gördüğümüz gibi bu konudan kendilerinde düzeltme yetkisi olduğu halde, ki- bir bakan isteseydik orta öğretimde de başörtüsünü serbest bırakırdık- dediğini, yine cumhurbaşkanının eşinin ilk ve orta öğretimdeki kız çocuklarının tesettürü için yaptığı açıklamayı hepimiz biliyoruz. Her ne kadar dinin “kişilerin inançlara saygı” yeni demokratikleşme paketinde olduğu ve bunun ilk ve orta öğretimde de tesettür serbestiyetini getireceği beklentisi olsa da, henüz ortada net bir şeyden bahsetmek mümkün değil.  

Bütün bu yaşananlara bize şunu göstermektedir ki, halkın abartarak gündeme getirdiği ve siyaset yoluyla toplumun yavaş yavaş dönüşeceği yaklaşımının sağlam bir zemine oturmadığını görebilmekteyiz. Bir toplumun dönüşümü ne yukarıdan aşağıya diyebileceğimiz iktidarın değişmesiyle, nede devlet kademelerinin ele geçirilmesiyle gerçekleşecektir. Bütün peygamberlerin örnekliğinde gördüğümüz gibi aşağıdan yukarıya doğru bir değişimle toplumsal dönüşüm örnekliği sergilenmektedir. Bireylerin dönüşümü, bu bireylerin oluşturduğu toplumun dönüşümünü sağlayacak ve Kur’an da Rabbimizin buyurduğu “Bir toplun kendinde olanı değiştirmeden Allah o toplumun halini değiştirmez” (Rad 11) Sünnetullah işleyerek, sağlıklı bir İslam’i dönüşüm gerçekleşmiş olacaktır.

Bugün sormamız gereken, değişen andımız örnekliğini de hesaba katarak değişen şey nedir?  Evet bir takım zulüm diyebileceğimiz uygulamalar kaldırılmıştır ve bunları biz tevhidi Müslümanlar olarakta olumluyacağımız bir durumdur. Ama bunlar ne sistemin değiştiğinin bir habercisidir, nede daha dar anlamda eğitim sisteminin değiştiğinin göstergesidir. Bu günkü eğitim bakanlığının hazırlattığı kitapların hemen hepsinin ilk sayfaları, hala Mustafa Kemale ayrılmakta, hata bazı kitaplar hala onun uydurulan kahramanlıklarından sayfalarca bahsetmekte, ve batının kokuşmuş bilimsel! verileri, halen esas alınmaktadır. Dolayısıyla Müslümanlar adına değişti diyerek sevineceğimiz ve şirkten arındırıldı diyebileceğimiz, eğitim konusunda Rabbimizin razı olacağı bir eğitim sistemi oluşturuldu diyeceğimiz hiçbir şey söz konusu değidir.

Bir abimizin dediği gibi küfrün karanlık tonlarından açık tonlarına doğru bir dönüşüm söz konusudur. Biz tevhidi Müslümanlar olarak eğitim sistemi tamamen Eğiten, Yetiştiren, Kemale Erdiren, anlamlarına gelen Rabbe teslim edilmedikçe biz bu eğitim sistemini cahili bir eğitim sistemi olarak görürüz. Hayat bit bütündür ve bizler hayatın her alanında alemlerin Rabbi olan Allah tek otorite, onun koyduğu ilkeleri tek ölçü olarak kabul edilmediği sürece bu sistemin İslam’i bir sistem olmadığını ifade etmek ve Hz Peygamberin Mekke site devletine karşı sürdürdüğü mücadeleyi sürdürmemiz gerekmektedir. Hz Peygamber ve diğer peygamberlerimiz sistemin bütünüyle Allah’a teslime edilmesinin ötesinde herhangi bir yaklaşımı kabul etmemişlerdi.

Bugün bizlerde sistemi kimler yönetirse yönetsin, sistem bütünüyle Allah’ın koyduğu ilkelere göre ve Müslüman olan, Allah’tan korkan kimseler tarafından idare edilinceye kadar mücadele alanlarımızı terek etmememiz gerekmektedir. Ya bütünüyle bir değişim ve inkılab yada ne kadar olumlu yönleri olsa da içerisinde şirk unsurları bulunan cahili sistemleri reddeden bir yaklaşım. Bu açılardan gerçekleşen değişimleri abartanlara “Değiştirdiklerinizin yerine neyi koyacaksınız?” İslam’ı koyduğu ilkeleri mi, yoksa başka bir küfür sistemi olan demokrasinin ilkelerini mi?


İlgili Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Close