Yazılar_Article-Detail

HİLAFETE DOĞRU

Hilafet 3 mart 1924 tarihinde “Hilafetin ilgasına ve Hanedan-ı Osmaniye’nin Türkiye Cumhuriyeti memalik-i hariciyesine çıkarılmasına dair kanun”la kaldırılmıştı. Hilafeti kaldıran kadrolar aynı gün Tevhidi tedrisat kanununu da ilan edip eğitimi laik devletin tekeline almışlardı. 1292 yıl sonra ilk defa ümmet başında halife olmadan yaşamaya mecbur kalmıştı. İngilizlerin oyunlarıyla ve Fransız ihtilalinin etkileriyle birlikte Osmanlı devleti parça parça olmuş, her parça bir ulus devletine dönüşmüştü. İpleri ingiltereye bağlı ve çoğu diktatörlükle yönetilen bu ülkelerden biri de maalesef Türkiye olmuştu. İngiliz ajanı Kamal Atatürk halka rağmen yaptığı darbelerle kendisine ümit besleyen tüm Müslüman halkı sırtından vurmuştu.

Osmanlıda hilafet öyle görevleri icra edilen bir makam olmasa bile yine de ümmeti bir arada tutabiliyordu. Hristiyanların papası, Yahudilerin hahambaşısı nasıl dindaşlarını yönetiyor ve yönlendiriyor, onlara güç veriyorsa hilafette yüzlerce yıl Müslümanlara güç vermiş, ayakta tutmuştu. Hilafetin kaldırılması büyük bir musibetti. Bu aslında yaptıklarımızın cezası niteliğindeydi. Osmanlı devleti de dahil Selçuklular, Emeviler ve Abbasiler ne yazık ki Allah’ın hükümlerini yeterince uygulamamışlardı. Hele tanzimat ve sonrası Osmanlının Kurandan iyice uzaklaştığı yıllardı. Bu yıllarda sadece eğitim alanında yapılanlara baksak bile yeterlidir.1846’da Mekatib-i Umumiye Nezareti kuruldu.1848 de Darülmuallim (öğretmen okulu) açıldı. Harbiye, Bahriye ve Tıbbiye dışındaki okulların kontrolü bu nezarete verildi. Rüştiyelerin açılmasına hız verildi.1868’de Fransızca eğitim ve batılı anlamda ilk eğitim verecek olan lise ile üniversite arasında bir kurum olan Galatasaray Sultanisi açıldı.1869’da Fransız eğitim sistemini örnek alan Maarif-i Umumiye Nizamnamesi yayınlandı.1870’te Dârülmuallimât adında kız öğretmen okulu açıldı. İlk kez yurt dışına öğrenci gönderildi. Devlet memuru yetiştirmek amacıyla, Mekteb-i Maarif-i Adliye kuruldu (II. Mahmut).İçinden Fransız ve İngiliz hayranı münafıklar çıkmaya başlamıştı. Jöntürkler ve ittihat terakki Osmanlının sonunu getirmişti. Tarihi bir vakıa olarak anılan bu olaylar İslam ümmetinin kaderini tayin ediyordu. Hilafetin kaldırıldığı günden bugüne geçen 92 yıl bize göstermiştir ki ümmetin hilafete her şeyden çok ihtiyacı vardır. Müslümanları paramparça eden Avrupa devletleri bile Avrupa birliği çatısı altında ümmetleşiyorken biz iki milyara yakın dünya Müslümanlarının birleşmemesi, tek devlet kurmaması, hilafeti yeniden yeryüzüne hakim kılmaması ve bunun gayretini göstermemesi mümkün değildir.

Bugün Müslümanların kanları ve gözyaşları bu yüzden akıtılıyor. Avrupanın kölesi olmaya çalışan yöneticiler sayesinde ümmet, Allaha hakkıyla hakkıyla kulluk yapamayacak ve dağılıp parçalanacak bir konuma gelmişti. Hilafetin önünde en büyük engellerden biri devlet sisteminin maalesef halka İslam’ın en güzel uygulanış biçimi olarak benimsetilmiş olmasıdır. Halkın cahil bırakılması, gerçek İslam’ın öğretilmemesi sorunlardan birkaçıdır. Bu sorunlar özellikle ülkemizde yetmişli yıllardan itibaren gündeme gelmeye başlamış ve bazı muvahhid Müslümanlarla sistem sorgulanır olmuştu. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Artık birileri laik sisteme korkusuzca tavır alacaktı. Özellikle Seyyid Kutub’un, Hasan el Benna’nın ve Mevdudi’nin İslami tavırları ve yazdıkları kitaplar Müslümanların uyanışına vesile olmuştu. Müslümanlar yeniden kuranla tanışmaya başlamış, tevhidi yaşamaya gayretleri artmıştı. İşte tam burada tevhidin önündeki engelin yani laik demokratik sistemin kaldırılması, yerine Raşidi Hilafet sisteminin getirilmesi ve bunun dünya çapında eş zamanlı olarak uygulamaya geçirilmesi gerekiyor. Bu ümmetin üzerine düşen büyük bir görevdir. Bataklığı kurutmadan sivrisinekleri öldürmeye çalışmaya dönen bir İslami dava hareketinden kurtulmak zorundayız. Artık daha büyük adımlar atmak, daha büyük planlar yapmak, daha organizeli olmak, daha stratejik düşünmek zorundayız. Planlarımız, projelerimiz olmalı ve hayallerini kurmalıyız. Cemaatlerimiz, vakıflarımız ve derneklerimiz İslam’ın hayata ve dünyaya hakim olması konusunda birbirleriyle yardımlaşmalılar. Herkes sorumluluğunu kuşanmalı. Ümmet halifenin yani hilafeti özledi. Kuranın hayata hakim olduğu bir günün sabahında uyanmayı ve sabah namazında İslam halifesinin arkasında hep birlikte toplanmayı Rabbim bize nasip eylesin. Selam ve dua ile.

İlgili Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Close