Yazılar_Article-Detail

Gerçek Kardeşlik

İslâm dinine inanan her insan, mü’mindir. Mü’minler de kardeştir. Bu gerçeği Allah Teâlâ şöyle bildirmektedir: “Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah’tan korkun ki rahmete eresiniz.” (49/Hucurât, 10) Allah mü’minleri kardeş ilân etmiştir. “Sizin dostunuz Allah, O’nun elçisi (Hz. Muhammed) ve iman edenlerdir.”( 5/Mâide, 55) Âyet-i kerimede görüldüğü gibi, Rabbimiz Allah, mü’minleri kardeş ilân etmiştir. Allah Teâlâ mü’minlerin birbirleriyle dostluklarını emretmektedir. Bu bakımdan dünyanın hangi ülkesinde yaşıyor olurlarsa olsunlar; rengi, ırkı ve dili ne olursa olsun bütün mü’minler kardeştir. Bu sebeple Kur’an-ı Kerim, mü’minlerin karşılıklı iyi ilişkilerine çok önem vermektedir. Din kardeşliği kan kardeşliğinin önüne geçmektedir. İslâm, bir taraftan ana-baba ve akrabaların önemini belirtirken, (17/İsrâ, 23–24) diğer taraftan küfrü imana tercih eden babayı, kardeşleri dost edinmeyi yasaklar. (9/Tevbe, 23–24)

Dostluk ve kardeşliğin ancak tevhid çerçevesinde olacağını vurgulamıştır. Din Kardeşliği; Huzur ve Mutluluğun Teminatıdır Din kardeşliğinin hedefi, Allah’ın rızası yanında, insanların mutluluğunu temin etmektir. “Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar, birbirlerinin dostlarıdırlar. İyiliği emrederler, kötülükten alıkoyarlar, namazı kılarlar, zekâtı verirler, Allah’a ve Rasûlüne itaat ederler. İşte Allah onlara rahmet edecektir.” (9/Tevbe, 71) “Kim Allah’ı, Rasûlünü ve iman edenleri dost edinirse (bilin ki) üstün gelecek olanlar şüphesiz Allah’ın tarafını tutanlardır.”(5/Mâide, 56) Kardeş olmak; arkadaş ve sâdık dost olmak, sevinçte ve kederde beraber olmayı göze almak; bunu fiilî olarak göstermek demektir. Sevmek; saymak, güvenmek, merhamet etmek, yardımlaşmak ve dayanışmak demektir. Bunlar olmadan kardeşlik iddiasının bir anlamı olmaz.

Kur’ân’ın öngördüğü kardeşlik, bütün bunları içeren bir muhtevaya sahiptir. Mevlâna ve bir öğrencisi, dostluğun ve arkadaşlığın konu edildiği bir söyleşiden çıkmışlar, yolda birlikte yürüyorlardı. Biraz ileride yolun kenarında, iki köpeğin koyun koyuna sokulup, birlikte uyumakta olduklarını gördüler. Öğrencisi, biraz önceki söyleşinin de etkisi altında kalarak, bu görüntü karşısında çok duygulandı ve bu duygusunu Mevlâna ile paylaşmak istedi: “Efendim şu manzaraya bakın” dedi. “Ne denli yüce bir ders alınacak dostluk örneği, değil mi?” Mevlâna, öğrencisinin bu heyecanı karşısında hafifçe gülümsedi ve kişisel çıkarların nice dostlukları yakıp kül ettiğini anımsattıktan sonra ona, unutamayacağı bir ders verdi: “Evlat, sen onların arasına bir kemik atıver de, bak o zaman gör dostluklarını” dedi. “Bir dostluk, kişisel çıkar karşısında unutulmayacak denli sağlamsa, ancak o durumda bir değer ifade eder ve ancak o zaman onun adına ‘gerçek dostluk’ denilir.” Bir Hadis-i şerifte de şöyle buyrulmaktadır: “Müslüman, dilinden ve elinden Müslümanların zarar görmediği kimsedir.” (Müslim, İman 64)

Müslüman, diğer Müslümanlara zararlı olmaya değil; faydalı olmaya çalışmalıdır. Müslümanlar birbirlerini Allah için sevmeli ve birbirleriyle iyi geçinmelidirler. Bir Müslümanın yanına bir Müslüman kardeşi geldiğinde ona gereken ilgiyi göstermelidir. Mü’min kardeşine; makamından, mevkisinden, zenginliğinden, aynı cemaatten oluşundan veya herhangi bir özelliğinden dolayı ona yakın olup, bu özelliklere sahip olmayan mü’min kardeşlerinden ise uzak durması nefsanî bir davranıştır. Bu da çok yanlıştır. Müslümanlar, böyle cahilce bir tavır içerisinde asla olmamalıdır.

Çünkü Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır: “İnsanları küçümseyip yüz çevirme. Yeryüzünde gururlanarak yürüme, Allah kendini beğenip övünen hiç kimseyi sevmez.” (3/Lokman, 18) Müslüman kişi, hiçbir mü’min kardeşini asla küçümsememeli ve onlara karşı çok iyi davranmalıdır. Eğer durumu onlardan daha iyi ise onlara hava atmaya değil, onlara yardım etmeye çalışmalıdır. Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: “Mü’min kullarıma söyle, sözün en güzelini konuşsunlar. Sonra şeytan aralarını bozar. Çünkü şeytan mü’minlerin apaçık düşmanıdır.” (17/İsrâ, 53)

Şeytan, mü’minlerin apaçık düşmanı olduğundan, onların aralarının bozulmasını, onların birlik ve beraberlik içerisinde, kardeşçe yaşamalarını istemez. Dolayısıyla aralarını bozmaya ve birbirlerinden uzaklaştırmaya çalışır. Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurur: “Şeytan insanları birbirlerine karşı kışkırtır (aralarının açılmasına uğraşır).” (Müslim, Kıyame 65) Mü’min, kardeşlik bilinci içersinde hareket etmelidir, şeytanın oyununa gelmemeye çalışmalıdır. Mü’minlere karşı gurur, kibir, haset, gıybet ve aralarının bozulmasına sebep olacak hallerden sakınmalıdır. Gerçek kardeşliğe uygun davranışlar sergilemelidir. Ensar ve Muhacir Kardeşliği Bizlere En Mükemmel Bir Örnektir Allah Teâlâ, mü’minlerin birbirleriyle dostluklarını emretmektedir. Din kardeşliğinin hedefi, önce İlâhî rıza, sonra insanların mutluluğunu temindir. Nesep bakımından olan kardeşlik, İslâm kardeşliğiyle pekiştirilirse akrabalar arasındaki dostluk ve sevgi daha da ileri boyuta yükselmektedir.

Hz. Peygamber döneminde kurulan İslâm kardeşliği öyle bir noktaya gelmişti ki; ihtiyaç içinde olan bir Müslümanın, diğer Müslüman kardeşlerini kendine tercih etmesini sağlamıştır. “Daha önceden Medine’yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan kimseler (Ensar) kendilerine hicret edenleri severler ve onlara verilen şeylerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık hissetmezler. Kendileri ihtiyaç içerisinde bulunsalar bile onları (misafir ve muhacirleri) kendi nefislerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.” (59/Haşr, 9) “O kimseler ki iman edip hicret ettiler ve mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda mücadele ettiler. O Ensar ki Muhacirleri barındırdılar ve onlara (her konuda) yardım ettiler. Onlar birbirinin dostlarıdırlar.” (8/Enfâl, 72) Âyet-i Kerime, Ensar’ın Muhacirlere karşı yaptığı fedakârlığı övmektedir.

Medineli Ensar, Mekkeli Muhacir kardeşlerini, hiçbir konuda yalnız ve yardımsız bırakmamışlardır. Bu kardeşlik sayesinde büyük bir sosyal yardımlaşma da temin edilmiştir. Bu davranışlarıyla Ensar, imanlarında ne denli ihlâslı olduklarını göstermişlerdir. Onlar kardeşleri için ne yapılması gerekiyorsa onu hemen, gecikmeden yapmışlardır. Bu da kardeşliğin ve dostluğun nasıl olması gerektiğini bizlere gösteren en mükemmel bir örnektir. Mü’minlerin birbirlerini sevmeleri, sevinç ve kederde beraber olmaları, birbirleriyle ilgilenmeleri bir kardeşlik görevidir.

Müslüman Müslüman’a Her Konuda Yardımcı Olmalıdır Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Mü’minler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücut gibidir. Vücudun herhangi bir uzvu rahatsız olursa diğer uzuvları da onun ıstırabını duyar ve rahatsız olur.” (Buhârî, Edep 7) Mü’min kardeşlerimizin başına bir felaket geldiğinde, onların bu acı durumuna seyirci kalmamalıyız. Onlar için ne yapmak gerekiyorsa, hemen yapmaya çalışmalıyız. Müslümanlar birbirlerine her konuda destek olmalıdır. İnsanlara iyilik yapmak ve onlarla iyi geçinmek için empati yapmak faydalıdır.

Empati; kendimizi karşımızdakinin yerine koymaktır. Hz. Peygamber (s.a.v.): “Hiçbiriniz kendisi için arzu ettiğini (mü’min) kardeşi için de arzu etmedikçe (kemâliyle) iman etmiş olmaz.” (Buhârî, İman 6) buyurmuştur. Empati bu bilinçle olur. İslâmî anlayışa ve yaşayışa gerek duymayanların ortaya koydukları empati anlayışı, başarılı olmaz. “Empati yapın” demekle, empati gerçekleşmez. İslâmî anlayış, empati yapmayı sağlar. Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurur: “Sizden her kim din kardeşine bir yardımı olacaksa bunu hemen yapsın, geciktirmesin.”(Müslim, Selâm 61–63) Allah Teâlâ da şöyle buyurur: “Allah’ın sana verdiği gibi, sen de insanlara iyilik et.” (28/ Kasas, 77) Allah Teâlâ insanlara gerektiğinde yardım etmeyi emretmektedir.

Yine Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurur: “İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır.” (Tirmizî, Fiten 76) Peygamberimiz (s.a.v.) şu şekilde bizleri uyarmaktadır: “Birbirinize karşı kin doğuracak hareketlerde bulunmayın, dünya menfaatine rağbet edip de aranızı bozmayın. Ey Allah’ın kulları, kardeş olun!” (Müslim, Birr 31) Gerçek kardeşlik, Allah ve Rasûlü’nün belirttiği gibi olmalıdır. Bu belirtilen gerçek kardeşliğin oluşması için mü’minler ne gerekiyorsa onu yapmalıdır. Ne mutlu kardeşlik görevini en iyi şekilde yapmaya gayret edenlere!

İlgili Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Close