Yazılar_Article-Detail

İŞGAL EDİLEN ŞEHİRLERİMİZ VE HALEP!

Halep, bizim şehirlerimizden birisi. Yıllarca İslami değerlerin hakim olduğu, halkının Müslümanlardan olduğu bir şehir. Ve şu an yerli zalimlerin işgalinin eşiğinde. Tıpkı şu anda yerli zalimler tarafından işgal edilmiş diğer şehirlerimiz gibi.  Halep, yüzyılladır Müslümanlara vatan olması yönüyle bize ve İslam’a ait olan bir şehir. Ama şimdi gerek yerli zalim Esad ve gerekse de onun zalim müttefikleri olan, Rusya, İran ve şii milisler tarafından büyük bir kısmı yerle bir edilmiş ve geri kalan kısmı da işgal edilmek üzere. Biz buna işgal diyoruz. Çünkü yarım asra yakındır yerli bir zalim tarafından işgal altında tutuluyordu. Nihayetinde direnen Müslümanlar orayı işgalden kurtarmışlardı. İşin acı tarafı ise işgal etmeye çalışan da kendisini İslam’a(!) nispet ediyor, işgale karşı direnenlerde. Ayrıca, işgal etmek isteyenler yanlarında Rusya gibi İslam ve Müslümanların düşmanlarını da yanlarında getirmişler. Dolaysıyla bu bize işgalcinin kimliği hakkında net bilgi vermekte. Halep işgalin eşiğinde.

Şehirlerimizin işgali tarihte de söz konusu olmuş. Ama bize rağmen düşman, kalıcı olarak bizim şehirlerimizi hiçbir zaman yıkamadı. Yıksa bile Moğollar örneğinde olduğu gibi bir Seyfeddin Kutuz ve Baybars gibi komutanlar çıktı ve onlara yaptıklarının hesabını çok kısa zamanda sorarak işgal edilmiş şehirlerimizi işgalden kurtardı.  Yine haçlılar tarafından işgal edilmiş Küdüs’ümüzü haçlıların işgalinden kurtaran Selahaddin’lerimiz çıkmış ve bu işgale bir son vererek işgal edilen şehirlerinizi işgalden kurtarmıştı.  

Daha sonra da şehirlerimiz işgal edildi. Ama bu sefer işgale önce bizim gönüllerimizden başlanmıştı. Kimse bize rağmen bizi ve şehirlerimizi işgal edememişti. Emperyalizm bize rağmen bizim topraklarımıza girememişti. Emperyalizm ilk önce bizim gönüllerimizi işgal etmiş ve oraya, bizi bize düşürecek fitne tohumları atmıştı. Bizi biz yapan değerlerimizi, bizi bize kırdıracak değerler haline getirmişti. İşte ilk işgal bu şekilde başladı. Ve bu işgal daha sonra şehitlerimizin işgalini de beraberinde getirdi. O zamana kadar biz bir iken, o zamandan sonra biz bin olduk. Bununla da kalmadık biz bir birimize düşman olduk. Düşman olmakla da kalmadık bir birimizin kanını döken, bir birimizin namusunu çiğneyen iğrenç yaratıklar haline geldik.

Peki bunu ne için yaptık ve yapmaya devam ediyoruz? Tabi ki din için, Allah için, inandığımız değerleri için, insanlığın dünya ve ahiret saadeti için değil. Kahrolası dünyevi çıkarlarımız, menfaatlerimiz, mezhebi algılarımız, kana susamış azgınlığımız, barbarlaşan vicdanlarımız, imani ve vicdani değerlerden soyutlanmış algılarımız, bölgesel hesaplarımız, küresel çıkarlarımız ve daha nice sıralayacağımız ama yaptıklarımızı hiç biz zaman meşru gösteremeyecek sebeplerimiz. Bir insanı kurtarmayı dünya ve içindeki her şeyden daha hayırlı gören anlayışımız nerde, bir insan için yüzbinleri, hatta milyonları katleden anlayışlarımız nerde. Sahi Suriye’yi, Halebi ve diğer şehirlerimizi bu hale getirmek, yüzbinlerce insanı katletmek için meşru göstereceğimiz sebebimiz neydi. Halkın deyimiyle “Elin Gavuru” ile iş birliği yaparak, Amerika’nın, Rusya’nın, Fransa’nın insanımız ve şehirlerimiz üzerine bomba yağdırarak yok etmesi için kendimizi mazur göstereceğimiz hangi sebebimiz vardı. Daha henüz doğmuş bebeklerin minik ve günahsız bedenlerini, üzerine attığın füzelerin yıktığı tonlarca ağırlığında beton parçaları arasında bırakmak hangi dinin, hangi vicdanın, hangi mezhebin, hangi insanlığın vicdanına sığmaktaydı. 

Yoksa senin dediğin gibi sebep, gerçekten terör müydü? Peki, bu teröristler(!) senden ne istiyordu? Bu teröristler(!) neden ülkede terör estirdiler? Neden sokağa çıktılar, neden “Hürriye, Hürriye” diye sloganlar attılar? Evet soruyoruz, bir ülkenin halkının yarısından fazlası nasıl da bir olaydan sonra hemen terörist(!) oldular? Yüz binlerce evladını toprağa gömdüler ama bu terör(!) eylemlerinden vaz geçmediler. Her türlü zorluğa rağmen, ülkelerinden göç ederek mülteci olarak yaşamayı göze alılar da, senin safında yer almadılar? Açlığa, yoksulluğa, hatta ölüme kaçtılar da senin safında yer almadılar? Gerçekten Suriye halkı, senin dediğin gibi haklının yanında yer almayıp da, terörist(!)lerin safında yer alacak kadar mı dinden, insanlıktan, vatan sevgisinden uzak olan bir halktı? Öyle olmadığını biliyoruz. Olsa bile, nerdeyse yarım asırdır bu halkı siz yönetmiyor musunuz? Siz yetiştirmediniz mi bu halkı? Yoksa haklı olan halk da siz mi çıkarlarınız için yarım asra yakındır halka uyguladığınız zulmün bir karşılığını mı görüyorsunuz?

Bütün bunlara rağmen hala kendimizi İslam’a nispet edecek kadar aşağılık bir varlık mı oldunuz? Hz. Hüseyin (r.a.) izinden gittiğinizi mi iddia ediyorsunuz? Hüseyin (r.a.) sizin gibi zalim olan bir sultana baş kaldırdığı için şehit edilmedi mi? Siz misiniz Hüseyin’in izinden giden yoksa sana karşı direnen Suriye halkı mı? Suriye halkı mı (Allah’ın laneti onun üzerine olsun) Yezid’in izinden gidiyor yoksa siz ve destekçilerin olanlar mı? Sahi Hüseyin yaşasaydı, senin yaptığın gibi Rusya ile birlik olup kendi dindaşlarının üzerine füzeler yağdırarak yüz binlercesini yok eder miydi? Kadınlarını ırzına geçer, daha yeni doğmuş minik bebeklerinin bedenlerini paramparça eder miydi? Afganistan da, Çeçenistan da yüzbinlerce Müslümanın kanına giren Rusya gibi bir düşmanla, kendi halkını katletmek için anlaşmalar yapar mıydı? Yoksa senin inancında, Suriye’de öldürülen yüzbinlere varan çocuk ve kadınlar da mı terörist(!) idi? Müslümanların tarihinde senin yaptığının bir benzeri var mıdır? Yanı yüz binleri bulan çocuk ve bir o kadar da kadınların terörist diye katledildiği bir vaka var mıdır? Tarihte bunları yapanlar Yezitler, Moğollar ve haçlılar hangi yönleriyle şimdi anılmaktalar? Şüphe yoktur ki, sizlerde yezitler gibi, Moğollar gibi ve diğer zorbalar gibi lanetle anılacaksınız. Ve belki de bu yaptıklarınızın hesabını daha dünyadayken göreceksiniz.  Çünkü hiçbir devlet zulümle abad olmaz. Küfür üzere devam eder ama zulüm üzere uzun süre devam edemez.

Bütün bu yaşanalar derdinizin İslam, din ve vatan için olmadığının bir işaretidir. Normal de yapmanız gereken, halk istemiyorsa görevi bırakmanız değil miydi? Bu kadar kendi halkından insanın ölmesi sizin iktidarınızdan daha mı az önemli? Bu insanların kanı senin koltuğundan daha mı az değerli? Koltuğu için kendi halkından nerdeyse milyona varan kadın, çocuk, yaşlı, genç katletmek ancak Yezitlerin yapabileceği bir barbarlıktır. Yıllarca Müslümanların vatanı olmuş Suriye topraklarını, İslam ve Müslümanların ezeli ve ebedi düşmanları olan Amerika ve Rusya’nın savaş tatbikatı alanına çevirmen neyle nasıl izah edilir. Ve hala, halkından olan yüzbinlerce insanı katlettiğin bir ülkenin yöneticisi olmayı kendine ve olmayan vicdanına kabul ettiriyorsun?                                            

İman ettiğimizi iddia ettiğimiz, bizi yüz yıllardır bir yapan, bir tutan, izzetli kılan, düşmana karşı boyun eğdirmeyen, şehirlerimizi ve gönüllerimizi her türlü işgale karşı uyanık tutan inancımız, dinimiz, kitabımız aramızda olduğu halde. Ki bu din, birbirine düşmüş, birbirinin kanını dökmüş ve dökmeye devam eden, kabile taassubunun yaygın olduğu bir topluma inerek, onlar arasında tarihin bir benzerini daha ortaya koyamadığı kardeşlik anlayışı ortaya koymuş, birbirlerinin kanını döken insanlardan, birbirleri için kanlarını döken bir toplum oluşturmuştu. İşte böyle bir toplum, yaşadıkları asrı saadet arsına çevirmişlerdi. Müslümanların tarihine baktığımızda, Müslümanlar ne zaman ki, bir olmuşlar düşmanları onlara hiçbir zarar verememiş. Aksine onlar her zaman düşmana karşı galip gelmişler. Ama ne zaman ki, Müslümanlar bir iken bin olmuşlar işte o zaman güçlerini birbirlerinin kanını dökmek için kullanmışlar ve düşman karşısında suyun önündeki çır çöp konumuna gelmişler. Konuyu Suriye bazında değerlendirdiğimiz de, Suriye halkı ve devleti birbirine girmişken, Suriye düşmanlarına karşı nasıl direnebilir, başarı sağlayabilir? Bu gidişin sonu Suriye’nin işgali ve bölünmesi değil midir?

Halep ve diğer şehirlerimiz elbet bir gün kurtulacaktır. Kendisine yakışan şekilde Müslümanlara vatan olmaya devam edecektir. Ama sizler ve destekçileriniz olan zümreler, yok olup gideceksiniz. Tarih sizi, yaptınız zulümleriniz ile anacak ve lanet okuyacak. Tıpkı Yezid’lere yaptığı gibi. Ve Allah kullarına sizin gibi zalimlere karşı elbet zafer kazandıracaktır. Suriye toprakları İslam ve Müslümanların vatanı olmaya devam edecektir. Oranın şehirleri imar edilecektir. Açtığın yaralar hiçbir zaman kapanmasa da, yaşayacağın akıbet halkın yaralarına bir nebze de olsa merhem olacaktır. Suriye’mizin, Haleb’imizin ve diğer yerli işgalciler tarafından işgal edilmiş şehirlerimiz için diyoruz ki; “Zulmetmekte olanlar, nasıl bir inkılaba uğrayıp devrileceklerini pek yakında bileceklerdir.” (Şuâra, 227)  

İlgili Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

İlginizi Çekebilir

Close
Close