Yazılar_Article-Detail

Tevhid

TEVHİD

       Hayatta en çok değer verilen şeylerin aynı zamanda en az bulunan şeyler olduğunu bilirsiniz. Hatta dünyada eşi, benzeri olmayan bir şeyin hem maddi, hem manevi olarak kıymetinin izahı bile çok zordur. Yani bir şeye değer katan onun benzerinin ya da aslının zor bulunması ya da bulunmamasıdır.

       Kıymetli maden diye sınıflandırılan ve işlendikten sonra piyasaya sürülen cevherlerin bir gramının bile çok pahalı olması, onun cevher olarak fazlaca üretilemediği içindir. Eğer üretim arttırılabilip, piyasaya fazlaca sunulabilir ise fiyatı da düşecektir. İşte bu, “Bir şey ne kadar az bulunursa, o kadar kıymetlidir.” kuralına göre düşünürsek, eşi, benzeri çok zor bulunan şeyler için ne diyebiliriz? Mesela, usta bir ressamın elinden çıkan tablo? Ya da el işçiliği nadide bir saat? Ya da eşine rastlanması zor antika bir eşya? Önceki örneklerle karşılaştıracak olursak değerleri açısından arada su götürmez bir fark var değil mi? Peki, durumu çok daha ileriye götürüp, soracak olursak; bizim değer verdiğimiz ya da vermediğimiz her şeyi yoktan yaratan, sayesinde paha biçilemez eserler ortaya koyduğumuz sanat anlayışını kendisinden aldığımız, ürettiğimiz ve hayranlıkla izlediğimiz tüm mühendislik harikalarını O’nun yarattıklarından kopyaladığımız, sahip olduğumuz tüm güzellikleri ve bizi değerli kılan yanlarımızı bize ruhundan üfleyerek bahşeden, hiçbir şeyin kendisine benzemediği, tüm eksikliklerden münezzeh olan, yaratılan her şeyin mutlak sahibi, kimsenin bilemeyeceği şekilde bilen ve kimsenin koyamayacağı şekilde ölçü koyan, kendisini hiçbir zaman kelimelerle tam olarak anlatamayacağımız kadar yüce olan varlığın değeri nedir?

       Yarattığı her şeyi eşsiz olarak yaratan ve en uygun ölçüyle donatan Rabbimiz, bu ölçünün dışında hareket edebilme serbestisi tanıdığı biz insanlardan da kendi iradelerini kullanarak bu ölçüye uymalarını emretmiştir. Ve böylece, diğer yaratılmışlarla uyum içinde olmalarını istemektedir. Tabi ki, bu ölçüyü kendilerine gösterecek elçiler göndermiş ve elçilerle beraber kendi kelamıyla hükmünü de ulaştırmıştır.

       Yukarıda belirtmeye çalıştığımız Aziz ve Hâkim olan Allah’ın büyüklüğünü kavrayan insanların, Allah’ı yarattıkları üzerinde söz sahibi olup, mutlak belirleyici Rableri olarak da bilmeleri inancının adı tevhiddir. Allah’ın yarattığı ve iradesi olmayan her varlığa anlam kattığı gibi, irade sahibi olan insanların da aynı gerçekliğe boyun eğmesiyle onları anlamlandırmasıdır tevhid. Tüm güzelliklerin, doğruların, ihsanın, izzetin, gücün, üstünlüğün ancak bu gerçekliği kuşanarak sağlandığı hayat biçimidir tevhid. Tüm çirkinliklerden, yanlışlardan, kötülüklerden, zulümlerden, alçaklıklardan kurtuluşun ve gerçek huzurun kaynağıdır tevhid. Rabbinin insana rahmeti, sevgisidir tevhid. Ve yalnızca Rabbini tüm azametiyle ve tüm hâkimiyetiyle bilendir muvahhid. Allah’ın rahmeti ve bereketi tüm muvahhidlerin ve muvahhid olma çabasındakilerin üzerine olsun.

                                                                                      Tuncay NAS

                                                                                        22.10.2014

İlgili Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

  • Sign up
Lost your password? Please enter your username or email address. You will receive a link to create a new password via email.
Change
Close