MuhtelifYazılar

KARDEŞLİK ÜZERİNE…!

İslâm’da kardeşlik sonsuzdur. Bu kardeşlik dünyada elde edilir ve Âhirette ebedi olarak devam eder. Dünyada miras taksimi  anne ve babadan ve diğer akraba arasında yapılır. İslâm kardeşliğinin dünyada miras taksimi yoktur. İnfak ve kardeşini kendi nefsine tercih vardır. Niye diye sorarsanız? Âhiret hayatında mirasın en büyüğü olan karşılıklı tahtlar üzerinde sonsuz bir hayat bizi bekliyor.

Aile arasında sağlıklı miras taksimi yapılmadı mı veya İslâm üzere yaşanmadı mı âhirette birbirinden kaçmak var.Sağlıklı İslâm kardeşliği dünyada oldu mu, sıkıntısız bir hayat var. Birbirlerine karşı kin varsa dahi Rabbimiz o kini söküp atacak ve cennete tertemiz girilecek. Yoksa kavgamız orada da devam eder. Bu kriter üzere düşünmek lazım.

Pekâlâ! Niye kardeşlik zarar görecek şekliyle basit ve nefsani meseleler yüzünden küsüp birbirlerinden ayrılıyorlar? Kur’an bizlere “mü’minler ancak kardeştir” diyor! Demek ki mü’minlik vasfı tam oluşmadı, daha bedevilik hastalığını üstümüzden atamadık. Mü’min olmak demek, tam teslimiyet demek. Saflarımız ayrık. Rabbimiz safları sık tutun diyor.

Dünya hayatında kardeşliği sağlam temeller üzerine kurmak gerekiyor. Akidede aynı olmamız lazım. Teferruatlarda takılı kalmamalı bunların  bizim zenginliğimiz  olduğunu düşünmek ve idrak etmemiz gerek.

Bizler sıradan İnsanlar değiliz: kötü, aşağılık söz söylemeyiz, adaletsizlik yapmayız, Allah için severiz, Allah için buğzederiz, kinimiz ve düşmanlığımız sadece zalimleredir. Saf saf kenetleniriz, güzel bir şekilde uyarırız, ilmi delil ile hareket ederiz, sıkıntısını gideririz, yanında olduğumuzu hissettiririz. Yalnız bırakmayız, şahsına sürekli dua ederiz. Çünkü! Bizler mü’min şahsiyetleriz.

Sosyal medya veya diğer alanda sürekli irtibat halinde birbirimizden haberdar olmalıyız.

“Muhakkak ki müminler ancak kardeştirler. O halde kardeşlerinizin arasını düzeltip barıştırın. Allah’tan korkun ki, merhamet olunasınız.”  (Hucurat Suresi 10)

“Müminler ancak o kimselerdir ki Allah’a ve Resûlüne iman ederler. Sonra imanlarında şüpheye düşmezler. Mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda cihâd ederler. İşte (imanlarında) sadık olanlar onlardır.” (Hucurat Suresi, 15)

“Allah’a ve Rasûlüne itaat edin. Birbirinizle çekişmeyin, yoksa gevşer çekinirsiniz ve gücünüz gider. Sabredin, şüphesiz ki Allah, sabredenlerle beraberdir.” (Enfal Suresi 46)

“Şüphesiz ki Allah, kendi yolunda birbirine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak savaşanları sever.”  (Saff Suresi, 4)

“Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın. Ve sakın ayrılığa düşmeyin. Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz birbirinize düşman idiniz. Allah, kalplerinizi birbirine kaynaştırdı da O’nun nimetiyle kardeşler oldunuz. Siz, bir ateş çukurunun kenarında idiniz. Allah sizi ondan kurtardı. İşte Allah, âyetlerini size böyle açıklar ki, hidayete eresiniz.”   (Al-i İmran Suresi, 103)

Bu ayetler ışığında kendimizi bir daha gözden geçirip kardeşliğimiz nasıl diye tefekkür etmeliyiz.

“…Abdullah gitmek üzere ayağa kalktı. Aradığı cevabı bulamamıştı. Resûl-i Ekrem bu adamı neden hem de üç kez üst üste Cennetle müjdelemişti. Bu adamda olup da kendinde ve diğer kimselerde olmayan özellik hangisiydi?

Bunları düşündüğü sırada Medineli sahâbinin sesini duydu: ‘Dur yeğenim, söylediğim gibi gördüğünün dışında benim hiçbir amelim yoktur, ancak şu var ki ben hiçbir Müslümana kin gütmem ve Allah’ın bir başkasına verdiği nimeti asla kıskanmam.’

Abdullah bunun üzerine: ‘Seni Cennetlik yapan ve bizim sahip olamadığımız şey işte budur.’ dedi.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, III, 166.)

“Enes b. Malik, Efendimizin şöyle buyurduğunu bizlere haber verir: “Birbirinize kin tutmayınız, hased etmeyiniz, sırt dönmeyiniz ve ilginizi kesmeyiniz. Ey Allah’ın kulları, kardeş olunuz.” Buhârî, Edeb 57, 58, 62;

Onlardan (Muhacir ve Ensardan) sonra gelenler ise: “Rabb’imiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla. Müminlere karşı kalbimizde bir kin bırakma. Rabb’imiz! Şüphesiz ki Sen, çok şefkatli ve çok merhametlisin” derler.  Haşr Suresi 10

Kardeşlerimize sahip çıkıp onlara halisane ve gönülden dua etmeliyiz.

Selâm hidayete tabiî olanların üzerine olsun.

İlgili Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close