Yazılar

Makale; Allah’ın Sünnetullahı ve Corona İmtihanı

Değerli kardeşlerim!

Gözle görülmeyen bir virüsün tüm dünyayı etkilemesi, on binlerce insanın bu sebepten ölmesi, Mısır ve Umman’da fırtına, Yemen ve Doğu Afrika ülkelerinde çekirge istilası, Filistin, Ürdün ve Suriye’de ağaçları kökünden söken rüzgarlar, Tayland sokaklarında binlerce maymun, Avustralyayı işgal eden yarasalar…

Evet dünyada çok çarpıcı ve tehlikeli olaylara şahit oluyoruz. Bu olaylar bize eski kavimlerin başlarına gelen helak olaylarını hatırlatıyor. Allah’ın kendilerine göndermiş olduğu peygamberleri reddeden, onları tahkir eden, davet ve tebliğe kendilerini kapatan ve hatta Allah’a, peygamberine ve gönderdiği dine savaş açan, alay eden, kibirlenmiş, şımarık kavimlerin başına Allah azze ve celle birçok bela ve musibetler göndermiştir.

Mesela Lut kavmi livata suçu işlediğinde gökten onların üzerine taş yağmıştır. Helakları böyle olmuştu.

“Güneşin doğuşu anında korkunç bir uğultu onları yakalayıverdi. Ülkelerinin üstünü altına çevirdik ve üzerlerine siccil’den taşlar yağdırdık.”(Hicr; 73-74)

Yine Ad kavmi kendi gücüne kuvvetine güvenmişti. Yeryüzünde şımardıkça şımarmışlardı. Allah’ın peygamberi Hud’a (a.s.) inanmamışlar, onu reddetmişlerdi ve bunun üzerine Allah azze ve celle onları bir fırtına ile helak etti. Yaptıklarının karşılığını böylece daha dünyada gördüler.

“Âd kavmi, yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve “Bizden daha güçlü kim var?” dediler. Onları yaratan Allah’ın kendilerinden daha güçlü olduğunu düşünmezler miydi? Onlar, âyetlerimizi de inatla inkâr ediyorlardı.

Sonunda dünya hayatında onlara alçaltıcı cezayı tattırmak için o kara günlerde üzerlerine dondurucu bir rüzgâr gönderdik. Âhiret azabı ise daha da alçaltıcı olacak, onlara yardım da edilmeyecektir. (Fussılet;15-16)

İnsanlığın ikinci babası olan Nuh Peygamber’in kavmi de kendilerine gelen vahyi reddetti. Peygamberlerine isyan etti. Allah’u Teâlâ da onları suyu ile helak etti. Gökten sular boşalmış, yerden yine sular fışkırmış ve her yer sular altında kalmıştı. Bu kavimde isyanlarının bedelini Allah’ın bir ayeti olan tufanla ödemişlerdi.

“Andolsun ki Nuhu kavmine gönderdik te, onların arasında bin seneden elli yıl eksik kaldı. Onlar zalim kimseler iken nihayet  tufan onları yakaladı. Fakat Nuhu ve gemi halkını kurtardık. Ve bu hadiseyi âlemler için bir ibret kıldık” (Ankebut: 14-15)

Salih Peygamber’in kavmi ise Allah’u Teâlâ’nın onlara mucize olarak gönderdiği ve dokunmamalarını emrettiği deveyi kestiler. Allah’a ve peygambere isyan ettiler. Bunun sonucunda Rabbimiz onlara korkunç bir ses gönderdi. Oldukları yerde çöküp kaldılar ve yeryüzünden silinip gittiler.

“Semûd kavmine gelince: Biz onlara doğru yolu gösterdik de onlar, körlüğü (câhillik ve sapıklığı) hidâyete tercih ettiler. Bunun üzerine onları, kazandıkları (işledikleri) günâh yüzünden şiddetli azap yıldırımı yakalayıverdi. Îmân edip de azâbımızdan korkanları ise kurtardık.” (Fussilet: 17-18)

Peygamberimiz bir hadislerinde şöyle buyuruyor

(Maddeler halinde):

  1. Bir toplulukta açıktan fuhuş işlenir hale geldiğinde, onlar için taun (salgın hastalık) ve daha öncekilerde görülmeyen hastalıklar ortaya çıkar.
  2. Ölçü ve tartıda noksanlık yaptıklarında kıtlığa maruz kalırlar, geçim sıkıntısı çekerler ve zalim idareciler başlarına geçer.
  3. Mallarının zekâtını vermediklerinde semadan gelen yağmurdan mahrum kalırlar. Eğer hayvanlar olmasa, kendilerine hiç yağmur gönderilmez.
  4. Allah ve Rasulünün ahdini yerine getirmediklerinde, Allah onlara dışardan düşman musallat eder. O düşmanlar onların ellerindeki bir takım mallara sahip olurlar.
  5. Onların idarecileri Allah’ın indirdiğiyle hükmetmediği ve Allah’ın indirdiğini seçmediklerinde, Allah onlara kendi içlerinde dahili fitne verir.” (İbnu Mace, Fiten, Hadis No: 4259)

Değerli kardeşlerim!

Yukarıda ayet ve hadislerden örnekler verdim. Yeryüzünde bugüne kadar birçok kavim helak edilmişti. Bunlar Kur’an-ı Kerim’de bize bindirildi. Tabi bunun çok önemli bir sebebi var aslında. Allah Azze ve Celle bu olayları anlatarak bize ders vermiş oluyor. Biz Müslümanlar ise bu ayetlerden ibret almak şöyle dursun yalnızca okuyup geçiyoruz.

Değerli kardeşlerim!

Dünyanın ilk gününden bugüne kadar yeryüzüne gönderilmiş bütün kavimler, Allah’u Teala’nın imtihanlarıyla baş başa kalmıştır. Her kavme Allah, peygamber göndermiştir ve o toplumları peygamberi ile imtihan etmiştir. Peygambere iman eden kavimler kurtulmuş, iman etmeyenler, onu reddeden, alay edenler, hatta peygamberi öldüren ve yurdundan çıkaran kavimler ise helak edilmişlerdir. Bir nevi yaptıklarının karşılığını görmüşlerdir. Bu karşılık dünya da avans olarak cüz’î bir şekilde yaşatılmış, ahirette ise kalan kısmı cehennem hayatı olarak yaşatılacaktır. Allah’la, peygamberi ile dinle alay etmenin ne demek olduğunu o zaman iyi anlayacaklardır. İşte bu olaylardan bizler de ibret almak zorundayız.

Bugün Dünya üzerinde Allah’a, İslam’a, Peygamberine ve kutsal değerlere büyük bir savaş açılmış durumdadır. Emperyalist düzenler İslam’ı yeryüzünden silmek istiyorlar ve bunun için her türlü fedakârlığı yapıyorlar. Maddi manevi her alanda oyunlar oynuyor, tuzaklar kuruyorlar. Müslüman toplumlara içkiyi, kumarı, zinayı, yalanı ve her türlü ahlaksızlığı bir yaşam modeli olarak sunuyorlar. İslam’ın devlet nizamını Müslüman hafızalardan silmeye çalışıyorlar. Demokrasiyi laikliği yeryüzünde yaygınlaştırılıyorlar. Bunun güncel karşılığını maalesef görmemek mümkün değil. Bugün kendini İslam’a nispet eden insanların ülkeleri, laiklikle demokrasi ile yönetilmektedir. Devletlerin başındaki kimseler Tağutî vasıflara sahiptirler. Milletlerini Allah’ın indirdikleriyle yönetmiyorlar ve bu da zaten altı yaşından itibaren her vatandaşa kanıtsatılıyor. Hal böyle olunca yeryüzüne Allah’ın rahmeti de inmiyor. Tabi Allah’ın hükümleriyle yönetmeyince yöneten de zalimleşiyor. Çünkü Adalet: İslam’ın kendisidir, hükümleridir. Beşerî hükümler ise ancak zulümdür. Allah’u Teâlâ’nın yeryüzüne bir musibet göndermesi için sanki bundan başka bir sebebe ihtiyaçta yoktur.

Bu salgın virüsün gelmesini ve yaygınlaşmasını da bu ayetler çerçevesinde anlayabiliriz. Yeryüzünde yapılan zulümlerin, dökülen kanların karşılığı olabilir. Mazlumların ahı tutmuş olabilir. Eğer böyle ise zalimler korksun. Zalimlere karşı çıkmayanlar ve destek verenler korksun. Ya da tüm insanlığın tutulduğu bir imtihan olarak kabul edersek, herkes ektiğini biçecek buna herkes hazır olsun.

Bu virüs ve gelişen olaylar bize Rabbimizi hatırlatmalı. Yaptığımız günahları terketmeliyiz. Fiili ve toplumsal  tevbeler gerçekleştirmeliyiz.  Zalimlerin yanında yer almamalıyız. Biran önce Allah’ın hükümlerini yeryüzüne hakim kılmalıyız. Laiklikten ve demokrasi pisliğinden vazgeçmeli, şeriata tabi olmalıyız. Akidemizi ıslah etmeli şirkten muhafaza etmeliyiz. Amellerimizi zenginleştirmeliyiz. Bugünlerde en çok sağlam bir şirksiz bir imana ve sahih amellere ihtiyaç var.

Değerli kardeşlerim!

Yaşadığımız müddetçe hep imtihanda olacağız.

Bu imtihanlarla karşılaştığımızda iki tavır karşımıza çıkıyor. Biri  Hz. Âdem’in tavrı, diğeri iblisin. İblis imtihan edildiğinde, Allah’a isyan etti ve Kur’an’dan anlıyoruz ki Allah bu isyanı neden yaptığını ona sorduğunda “Beni sen azdırdın” dedi, Rabbine. Yani tevbe edeceğine, isyan etti ve adı şeytan oldu. Âdem Aleyhisselam ise hata yapıpta cennetten kovulduğunda suçu kendinde, nefsinde gördü. Ve dua etti “Ya rabbi ben nefsime zulmettim” dedi. Pişman oldu ve tövbe etti. İşte bu iki tavır yeryüzünde gelmiş geçmiş bütün insanlara örnektir. Eğer iblis gibi bir tavır gösterirsek dünyada bela ve musibetlerle, ahirette ise cehennemle karşılaşırız. Yok eğer, Hz. Âdem gibi güzel bir tavır sergiler isek dünyamız da ahiretimiz de cennete dönüşür. Bugünlerde yapmamız gereken de Hz Âdem gibi tövbe etmek ve Allah’a dönmektir. O’na secde (itaat) etmektir.

İlgili Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Close