Yazılar

Makale; İslami Çalışma Yapan Camialar da Gördüğüm Yanlışlar!

Değerli kardeşlerim! Bugün her Müslümanın, Allah’ın indirmiş olduğu mesajları önce kendi nefsinde sonra da hayatın diğer alanlarında yaşaması ve anlatması gerektiğini söyleyerek makaleme başlayayım inşallah! Bu aslında olmazsa olmazdır bir Müslüman için. Mesela namaz kılan bir Müslüman, namaz kılmayan insanlara namazın kılınması ile ilgili davet yapmakla yükümlüdür. Tabii ki bu tür davetlerin etkili olmasının bazı şartları vardır. Bu şartların hepsini burada yazarak esas konumdan sapmak istemiyorum. Ama en önemlilerinden birisi insanları davet ettiğimiz şeyi, en önce kendi nefsimizde bizim yaşamamız veya yapmamız gerekir. Anlattıklarımız, yaşadıklarımızla doğru orantılı olmalıdır.

Değerli kardeşlerim! Kendilerini Tevhide nispet eden camiaların burada gündeme getireceğimiz meselelerden daha önemli problemleri olmakla birlikte kendimize yakın olduğunu gördüğümüz Müslümanların bazı yanlışlarına dikkat çekerek Allah rızası için onları uyarmaya çalıştık.

Bu yazımla hiçbir Müslümanı üzmek veya kırmak istemem. Öyle bir derdim de yoktur. Maddeler halinde yazarak onları açıklamayı daha uygun görüyorum.

1- Cemaat liderlerine saygı da haddi aşma, onları olması gerektiğinden fazla yüceltme. Kardeşlerim bugün çok sık gördüğüm bir durum bu. Bir cemaatin başında olan kişi tabii ki saygı görmelidir. Ancak şöyle bir baktığımızda birçok camiada bu sınır maalesef haddinden fazla aşılmıştır. Hoca’nın her dediğinin doğru kabul edilmesinden tutunda, önünde saygı duruşunda durulur gibi hareketsiz el pençe durmalara kadar gidilmektedir. Bu hem hocaya hem de cemaate zarar verir. Hoca da hepimiz gibi bir insandır. Saygı ve sevgide aşırıya gidilmemelidir. Bizim tek örneğimiz olan Allah’ın elçisi Hz. Muhammed aleyhisselam bu konu da ümmetini uyarmış, aşırı övgünün alimlerde kibre kadar varabileceğini bize bildirmiştir.

2- Cemaatte yapılacak her iş istişare ile olmalı, bazı özel ve ani durumlarda ise cemaatin başkanı veya hocası insiyatif kullanabilmelidir.

Kardeşlerim öyle gruplar var ki maalesef istişareye uymak şöyle dursun başındaki hoca’nın her sözünü emir telakki etmekte ve hatta bazen her şeyin önüne geçirebilmektedirler. Böyle bir durum cemaat içi birçok probleme sebebiyet verir. Hoca yarın vefat ettiğinde ise cemaat parçalanır. Bunun örnekleri çokça yaşanmıştır. Cemaatin içinde Hoca bir diktatör gibi olmamalı, tevazu kanatlarını açarak her kardeşi dinlemelidir.

3- Kardeşlerim biz tevhidi Müslümanlar olarak reddettiğimiz bir sistemin hiçbir şiarını veya sembolünü kullanmamalıyız. Çünkü onlar tağuti sistemin sembolleridir ve onu temsil etmektedir. Son zamanlarda kendini tevhidi bir cemaat olarak gören bazı Müslümanlar, bugün taguti sistemin sembol ve şiarını, kullandıkları atkılarında taşımaktadırlar. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu denilecek bir durumdur bu. Gerçekten çok büyük bir yanlış ve tevhidi savunan bir Müslüman için zillettir. Ya o atkıdaki tağuti sembolü kullanmaktan vazgeçeceksiniz yerine sadece tevhid sancağını koyacaksınız ya da böyle bir durumda tevhidi söylemden vazgeçeceksiniz. Eğer böyle devam ederseniz İslam davasına zarar vermeye devam etmiş olacaksınız.

4- Kardeşlerim yine bazı cemaatler sistemi tağuti bir sistem olarak görmekle birlikte başındaki milletvekillerini Müslüman olarak kabul etmektedirler. Buna da insan şaşmaktadır. O insanlar olmasa tağuti sistemin ne hükmü vardır? Sistemi onlar oluşturmakta, Allah’ın hükümleri dışındaki hükümleri onlar onaylanmaktadır. Zaten bu durumda milletvekillerini nasıl Müslüman görebilirsiniz? Nasıl onlara rahmet okuyabilir, Müslümanlara örnek gösterebilirsiniz? Bu düşüncelerin tevhid ile uzaktan yakından alakası yoktur. Buradan böyle düşünen kardeşlere bir an önce bu düşüncelerden vazgeçmelerini tavsiye ederim. Rasulullah sadece Mekke site devletini tağuti bir sistem olarak görmemişti. Orayı yöneten, kanunlar koyan yöneticileri de tağut olarak görmüş ve onlarla bu ölçülerde mücadele etmişti. Sistem tağuti , ama onu uygulayan, hükümler koyanlar Müslüman öyle mi? Tevhidi düşünceye sahip bir Müslüman nasıl böyle düşünebilir?

Bu durum sadece milletvekilleri için değil, tağuti sistemi ayakta tutan asker, polis, jandarma vesaireyi de Müslüman olarak görmek, Müslümanların ordusu demek, Mehmetçik demek son derece yanlış ve batıldır. Şöyle denilmez mi böyle düşünenlere; Madem bu ordu Mehmetçiktir, Müslümanların ordusudur. O halde neden Allah’ın şeriatı için mücadele etmemektedir de tağuti sistemin bekası için mücadele etmektedir?

5- Değerli kardeşlerim bir başka mesele de İslami camiada bayanlar meselesidir. Bayan kardeşlerimizin bu konularda daha ihtiyatlı olmaları gerekmektedir. Özellikle mitinglerde, konferanslarda, meydanlarda yüksek sesle bağırmaları alkış tutarak tezahürat yapmaları kesinlikle doğru değildir. Bu İslam edebine de sünnete de sığmamaktadır. Ayrıca kendilerine mahrem olan Hocalarının veya diğer erkek Müslümanların fotoğraflarını çekmeleri veya üzerlerinde taşımaları  gibi konularda bayan kardeşlerimizin haddi aşmamalarını böyle şeylerden uzak durmalarını tavsiye ediyorum.

Değerli kardeşlerim belki daha birçok konu var değinmem gereken. Şimdilik bu kadarıyla iktifa ediyorum. Yukarıda yazdığım gibi bu yazıda ki amacım kimseyi üzmek değil. Sadece İslam’a uygun olmadığını düşündüğüm durumlarla alakalı kardeşlerime nasihat etmeye çalıştım. Rabbim hepimizi İslam’a hakkıyla uyan Müslümanlardan eylesin!

İlgili Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

İlginizi Çekebilir

Close
Close