Yazılar

Makale; Müslüman Olan, Yangında İnsanlar Yanarken, Eğlence Peşinde Koşamaz!

Tam anlamıyla değerlendiremediğimiz bir yıl bitti, ölüm biraz daha yaklaştı diye sevinmek mi üzülmek mi gerekir? Zaman nimetini veren Allah’a isyan ederek O’ndan uzaklaşmak yerine şükürle, kullukla O’na yaklaşmalıyız. “Yeni giren yılda nasıl daha iyi bir Müslüman olabilirim, İslâmî görevlerimi daha güzel nasıl yapabilirim?” diye planlar yapıp düşünmesi gereken halk, yılbaşında eğlence adıyla nice haramlara yöneliyor.

Müslüman olduğunu söyleyen bazıları, yılbaşı alışveriş ve telaşını yaşarken, İdlib’den tüyler ürperten görüntüler ve katliam haberleri geliyor. T.C. ile işbirliği yapan Rusya ve İran’ın yardımı ile Esed, kendi halkını yok etmeye ve tarih boyu zâlimler arasında birinci sırayı almaya çalışıyor. Bir binanın alt katında yangın varken ve insanlar orada diri diri yanarken; üst katta oturanların çılgınca eğlencelerini sürdürmeleri gibi bir acaipliğe şahit oluyoruz. Doğu Türkistan’da, Filistin’de devam eden zulümler ve Suriye’nin haritadan silinmek üzere oluşu yanında, müslümanların müslümanca yaşamalarına engel olunması gibi zulümler, İslâm’ı unuttuysak, insanlığı da mı unuttuk, diye sorulmasını gerektiriyor? Böyle günlerde bile bir araya gelip zulme tavır alamazsak, yuh olsun bizlere…

Noel, (Müslümanların değil;) Hıristiyanların kutsal kabul ettikleri gün. Onların Hz. İsa’nın doğduğuna inandıkları, daha doğrusu öyle varsaydıkları zaman. Onlar Hz. Muhammed’i peygamber bile kabul etmezken, bizim onların tanrı olarak taptığı, oğul tanrı kabul ettikleri uydurma ilâhlarının doğum gününü bayram kabul etmemiz, her şeyden önce, gerçek Hz. İsa’ya hakarettir.

Hıristiyanların Müslümanların takvimini, peygamberini, İslâmî hayat tarzını, yani inancını önemsemedikleri halde; biz dinimizin yasaklamasına rağmen, onların bâtıl zihniyet ve isyankâr eğlencelerini önemseyip onları taklit edemeyiz.

“Ey iman edenler! Yahudileri ve hıristiyanları veli edinmeyin. Onlar birbirlerinin velileridir. Sizden kim onları dost edinirse şüphesiz o da onlardandır. Allah zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.”(5/Mâide, 51)

“De ki; O Allah birdir. Allah sameddir, hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. O baba da değildir, oğul da. O’nun hiçbir dengi yoktur.” (112/İhlâs, 1-4).

“Allah’ın bir evlât edinmesi, olur şey değildir. O, bundan münezzehtir. Bir işe hükmettiği zaman, ona sadece ‘ol!’ der ve hemen o oluverir. (İsa, yine şöyle dedi:) ‘Muhakkak ki Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyle ise O’na kulluk ve ibadet edin. İşte, sırât-ı müstakîm/dosdoğru yol budur.” (19/Meryem, 35-36)

İnsanlara yılbaşı bahanesiyle kumar sevdirilip oynatılıyor. Hayatında hiç kumar oynamamış insanlar dahi, devlet eliyle meşrulaştırılmaya çalışılan Milli piyango ile kumara teşvik edilmiş oluyor. Çarşılardaki çoğu mağazanın vitrinlerine baktığınızda Noel denilen Hıristiyan papazlarının bizimle alay ederek sırıttığını görüyor ve kahroluyoruz. Kurban bayramında kesilen hayvanlara acıyıp hayvancıl geçinenlerin ibâdet kastıyla hindi kesenlere, birkaç ağaç için ayaklananların binlerce çam devirenlere karşı seslerini çıkarmamaları onların samimiyetsizliklerini haykırmaktadır. Müslümanlığın lafla olmayacağını anlayan Müslümanların tekrar müslümanlaşacağı gün, hâlâ gelmedi mi?

Müslümanlar, eğer kutlayacaklarsa yılbaşı olarak Muharrem ayının ilk gününü kutlasın. Tabii, miladî takvime göre her yıl 11 gün önce gelir kameri yılbaşı ve o aya göre kutlanan bayram günleri. Kurban Bayramından 20 gün sonra hicrî yılbaşı olur. Hicrî yılbaşından on gün sonra, yani Muharremin 10. günü ise, Aşure Günü günü olarak kutlanacak veya matem tutulacak.

Peygamberimizin Mekke-i Mükerreme’den Medîne-i Münevvere’ye hicretinin başlangıç kabul edildiği tarih, o yılın Muharrem ayı, hicrî takvimin başlangıcıdır. Hicret, miladî takvime göre 16 Temmuz 622’ye tekabul etmektedir. Hicretle başladığı için bu takvim, bunun her yılına “Hicrî Yıl” denir. Burada, ayın hareketi esas tutulduğu için buna, “Hicrî-Kamerî Sene” de denir. 26 Aralık 1925’te çıkarılan 698 sayılı kanunla Türkiye Cumhuriyeti’nde resmi devlet takvimi olarak Miladi Takvim kabul edildi. Ülkede 1 Ocak 1926’dan itibaren miladi takvim kullanılmaya başlandı. Hz. Ömer döneminde miladî 638 yılından beri bütün müslümanlarca kabul edilip uygulanan hicrî takvimi Türkler terk edip, Batı’nın ölçülerini devletin zorlamasıyla tümüyle uygulamaya başladı. Hz. Ömer’in tesis ettiği hicrî takvim batılılaşma sürecinin bir devamı olan inkılapların, İslâm hukukunu yürürlükten kaldırması sonucu, bu hukukun bir parçası olan hicrî takvim de kaldırılarak müslümanların İslâm dünyası ile olan bağları koparıldı. Hicrî takvim hicreti esas alır. Günümüzde kullanılan milâdî takvim ise Hz. İsa’nın doğumunu tarih başlangıcı olarak esas almaktadır.

Hilâla göre uygulanan Hicrî takvimde, bir a Hicrî sene de mîlâdî ve rûmî târihler gibi 12 ay esâsına dayanır ve Muharrem ayı ile başlar, Zilhicce ile sona erer. Hicri Ayların adları şunlardır: Muharrem, Safer, Rebîul-evvel, Rebîül-âhir, Cemâzil-evvel, Cemâzil-âhir, Receb, Şâbân, Ramazân, Şevvâl, Zil-kâde, Zil-hicce.

Noel nedir?

Noel, (müslümanların değil;) Hıristiyanların kutsal kabul ettikleri gün. Onların Hz. İsa’nın doğduğuna inandıkları, daha doğrusu öyle varsaydıkları zaman. Aslında İsa aleyhisselâm’ın ne zaman doğduğu kesin olarak bilinmemekle birlikte, onun 31 Aralık – 1 Ocak gecesi doğmadığı kesindir. Katoliklere göre 25 Aralık’ta, Ortodoksların çoğuna göre 4 Ocak’ta, bazılarına göre milattan (resmen kendi doğum tarihinden) iki yıl önce, bazılarına göre 3 yıl sonra… 31 Aralık ve 1 Ocak putperest paganların bayram günü. Hıristiyanlıkla putperestliğin uzlaşması, paganların kutsal gününü bu muharref dinin kabul etmesiyle de ortaya çıkıyor.

Noel’e Hz. İsa’nın doğum günü deniliyor. İslamiyet bu konuya nasıl bakıyor?

Evet, doğum tarihi kesin şekilde bilinmemesine rağmen noelin Hz. İsa’nın doğum günü olarak yüzlerce seneden beri kutlana geldiği bir vâkıa. “İslâm bu konuya nasıl mı bakıyor?” İslâm anlayışına göre İsa (a.s.) bir kul ve rasûl. Noelde ve milat denilen (miladî takvime göre) sıfır yılında doğan kimse, Hıristiyanlara göre bir tanrı. Evet, onlar tanrılarının doğum gününü kutluyorlar noel denilen günlerde. Problemin özü ve İslâm’ın temel itirazı burada odaklanır. Daha önce yaşamamış, sonra bir anneden doğmuş olan ve haç’a gerilip öldürülen, birkaç yahûdinin ve Roma despotizminin elinden kendi canını kurtaramayan tanrı(!) Evet, evet! Başkalarının günahını kendi canıyla ödemek zorunda kalan, doğan ve ölen âciz tanrı… Kapitalizm adlı çağdaş Batı haçına asıp öldürdükleri ve günlük hayatta (bireysel, ekonomik, sosyal, siyasal ve esas olarak tevhidî yönüyle) yok ettikleri tanrılarının doğum günü. Hıristiyanlar açısından çok önemli sayılabilir tanrılarının doğum zamanı. Müslümanlar ise Allah’tan başka ilâh/tanrı kabul etmezler ve ilâh olarak inanılan birinin doğmasını, ölmesini kabullenmezler ki, böyle uyduruk bir tanrının doğum gününü kutlasınlar.

Müslüman’ın Noel’e ve bunun uzantısı olan yılbaşına tavrı nasıl olmalıdır?

Allah’ın râzı olduğu tek din olan İslâm; tamamlanmış, eksiksiz hak dindir (5/Mâide, 3). Müslümanın da her şeyi orijinaldir. Başka din ve ideolojilerden bir şey alma gereği duymaz. Bağlılarına başka din mensuplarına benzemeyi yasaklar. Müslümanlar, muharref ve bâtıl din mensuplarını taklit basitliğine tenezzül etmez. İslâm’ın her şeyi kendine hastır. Müslümanların takvimi ve takvim başı da çok farklıdır. İslâm anlayışına göre zamanın dönüm noktası, tarihin kırılma anları olan ve her biri “hicret”le ilgili farklı çağ tasnifi sözkonusudur. Hz. Âdem’in Cennetten dünyaya hicretiyle başlayan “kurûn-ı ûlâ” (ilk çağ), Hz. Mûsâ’nın Mısır’dan hicretine kadar sürmüş, bu önemli hicretle “kurûn-ı vustâ” (orta çağ) başlayıp tarihin görüp göreceği o en muhteşem Peygamber şehrine hicrete kadar sürmüştür. Medine’ye hicretle başlayıp insanoğlunun topyekün ahrete hicret edeceği kıyâmete kadar sürecek çağın adı da, “kurûn-ı uhrâ” yani son çağ, âhir zaman olmuştur. İşte tarihin son dilimi, Medine’ye hicretle başlar. Ve bu tarih, müslümanların takvim başı, 1 Muharrem de onların yılbaşısıdır.

Bilinçsiz müslümanlar öyle zihnî işgallere uğradı ki, hıristiyan Batının tanrılaştırdığı zâtın uydurma doğum gününü, bundan daha fecîsi büyük tâğutların önemli günlerini bildiği ve önemsediği kadar, “benim peygamberim” dediği zâtı (Muhammed (s.a.s.)’i, onun doğum gününü, hicretini, mücadelesini, dâvâsını bilmiyor. Tabii, bilmediği zâtı örnek alması da elbette mümkün olmuyor. Unutmayalım ki, her toplum kendi önderleriyle ve o önderleri arkasında haşrolacaktır.

Bazı bilinçsiz Müslümanların bunu kutlamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bilinçsiz müslümanlar ne yapmıyorlar, ne haltlar işlemiyorlar ki, böyle bir cinayeti işlemesinler… Yüce Kur’an “Hıristiyan ve Yahûdileri dost edinmeyin” mi buyuruyor; Yüce Rasûl “Bizden başkasına (bâtıl ve muharref din mensuplarına) benzeyen Bizden değildir”mi diyor; ne gam! İmam-ı Mübîn’i ve takvâ önderini bırakıp küfür önderlerini rehber edinenlerin burnu leşten kurtulur mu hiç? Batılılar (Hıristiyan ve Yahûdiler) keler deliğine girse, işte “moda, imaj, çağdaşlık, ilericilik, modern yaşam” deyip o deliğe dalıp yüz defa ısırılma pahasına o zehirli hayvanlarla birlikteliğe adaydır bilinçsiz insanımız. Öyleyse bilinçli müslümanlara çok iş düşüyor.

Medya tarafından Yılbaşı tüketim çılgınlığı haline dönüştürülüyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Çağ; kandırma, aldatma ve sömürü çağı; modern câhiliyye asrı. Her şey, tüketmeye ve tükenmeye âlet edilmiş. Kendi kutsallarını bile kapitalizme kurban etmekten çekinmeyen Batı, sömürünün yağlı urganını tüm dünyanın boynuna geçirmek için tanrısını da oltasına yem olarak kullanmaktan sadistçe zevk alıyor.

Batının yerli uşakları ve gönüllü fedaileri durumundaki Truva atı, devşirme casuslarının, yani görsel ve yazılı basının misyonu belli: İslâmî değerlere sövmek, Batılı bâtıl değer(sizlik)leri övmek. Çam devirmeyi iyi becerir medya. Allah için kurbanlık hayvanlara hayvancıl merhamet gösterisinde bulunurken hindileri noel kurbanı yapmanın misyonerliğine soyunmaktan çekinmez. Cübbeli ve sakallı âlim kıyafeti görmeye tahammül edemeyen “irtica” düşmanları, kıpkızıl papaz giysisiyle babaları Noel’e hayranlıklarını ve kurbanlarını sunuyorlar. Tüm bunlar kapitalizm dininin âyinleri aslında. Medya ve İslâm dışı düzenler de âyinleri yöneten papaz rolünü üstleniyor.

Yılbaşı gününde milli piyango bileti almak ne kadar doğrudur?

Kur’an “millet” kelimesine “din” anlamı verir. “Millî” de “dinî” demektir Kur’an kavramı olarak. “Millî Piyango” “dinî piyango, dinî kumar” demektir. Çok yanlış bir kullanım mı dersiniz? Bence hayır! Çok doğru bir ifadedir millî, yani dinî piyango. Kapitalizm de bir dindir (bâtıl/uydurma din), düzenin dinlerinden biri… Bu dinin de “zekât”a alternatif bir âyini olmalı diye düşünmüşler ve “dinî kumar” çıkmış ortaya. Böyle dine, böyle ibâdet… Ali’nin parası Veli’ye gidiyor sanılsa da aslında, bu kumar parasında aslan (sırtlan mı demeliyim) payı düzenin. Kapitalist düzene de millî kumarbazlık iyi yakışıyor doğrusu. Kriz ortamında 70 milyonluk ülkede 50 milyondan fazla piyango bileti satılıyorsa, gerisini siz düşünün.

Böyle kutsal(!) bir günde, böyle kutsal(!) bir kumar, tüm gerçek kutsallara savaş açan Batı ve bâtıl düzenler için muska ve madalya görevini yapıyor. Halkın umurunda bile değil haramlar, “para gelsin de nereden nasıl gelirse gelsin” duâsı (daha doğrusu, bedduâsı) olmuş garibanın. “Milli Piyangonun haram olduğunu bile bilmeyen müslümanlar var” deniliyorsa, iki kere “eyvah!” demek düşüyor bize ve iki misli gayret…

Bir Müslüman türlü rezilliklerin yaşandığı yılbaşı gecesini nasıl değerlendirmelidir?

Yılbaşı, hem yanlış günde kutlanıyor, hem de yanlış şekilde kutlanıyor. Müslümanın yılbaşısı değildir elbette 31 Aralık, 1 Ocak. O kutlayacaksa Muharrem ayının girişini kutlar. Kutlar, yani bir yıl daha yaşadığı için Rabbine şükreder. Rabbinin verdiği zaman ve ömür nimetleri haramlarla O’na isyan ederek mi kutlanır ve bir yılın geçip yeni bir yılın girişi?

1 Ocak, Mekke fethinin yıldönümüdür. Müslüman, Kur’an’da Nasr sûresinde özel olarak bahsedilen bu olayı İstanbul’un fethinden daha görkemli, daha ibâdet bilinciyle kutlar. İsyan ederek değil; şükrederek. Mekke’yi yeniden fethetmek için küçük Mekkelerini fethetmek önceliğini ve sorumluluğunu kuşanarak…

Mekke’mizin, Mekkelerimizin yeniden fethini müslümanca kutlayamamanın ıstırabını yaşayan ve bu zaferlere aday, cihad ve tevhid eri gençliğe selâm olsun!

 

İlgili Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Close