Yazılar

Ölümün Şekillendirdiği Hayat!

Ölüm insan oğlunun dünya imtihanının bittiği, faklı bir alem olan kabir ve sonrasında da ahiret hayatına açılan bir kapıdır.

Ölüm, kişinin elinde var olan, iyilik ve kötülük yapma imkanlarının elinden alınması, bu imkanların bir daha kendisine iade edilmemesi ifade etmektedir.

Ölüm sonrası hayatımızın iyi veya kötü olmasının belirleyen yegane husus hiç kuşkusuz ki ölüm öncesi olan dünya hayatımız, bu hayatı yaşarken ortaya koyduğumuz iman ve yaptığımız amellerimizdir.

Ölmemenin bir tek çaresi vardır oda, doğmamaktır. Ve bizim yaratan yaratıcımız bu konuda tercih hakkını bize vermemiştir. Ölümün çaresi yoktur ama ölümsüz olmanın bir çaresi vardır. وَلاَ تَقُولُواْ لِمَنْ يُقْتَلُ فِي سَبيلِ اللّهِ أَمْوَاتٌ بَلْ أَحْيَاء وَلَكِن لاَّ تَشْعُرُونَ “Allah yolunda öldürülen kimseler için ölüler demeyin, bilakis onlar diridirler. Fakat siz anlayamazsınız.” Bakara, 154. وَلاَ تَحْسَبَنَّ الَّذِينَ قُتِلُواْ فِي سَبِيلِ اللّهِ أَمْوَاتًا بَلْ أَحْيَاء عِندَ رَبِّهِمْ يُرْزَقُونَ “Allah yolunda öldürülenleri ölüler sanmayın. Bilakis onlar diridirler, Rableri katında rızıklanmaktadırlar.” Ali İmran, 169

Ölüm kimileri için sıkıntılı bir hayatın başlangıcı iken, kimileri içinde sıkıntının olduğu bir dünyadan sıkıntının olmadığı bir hayata başlamanın vesilesidir. Peygamberimizin vefatı ile neticelenen hastalığında kızı Fatıma annemize söylediği “Baban sıkıntının olmadığı bir dünyaya gidiyor” sözünde olduğu gibi.

Peki biz hangisine talibiz? Hangi akıbete ulaştıracak davranışlar sergilemekteyiz?

Her gün yaşam alanlarımız içinde ölümlerle yüzleşiyoruz. Kimiz zaman tanıdığımız veya haberlerden dinlediğimiz nice insanın ölümüne şahitlik ettiğimiz gibi, kimi zaman da nice hayvan ve can taşıyan haşeratın ölümüne şahitlik ediyoruz. Kimi zaman da tabiat unsurlarının ölümüne şahitlik ettiğimiz gibi.

Şahit olduğumuz bu ölümler bizde bir şuur oluşturması gerekirken, maalesef bu ölümler artık bizim için sıradan bir hadise haline geldi. Hatta gündemimizi bile işgal etmeyecek kadar sıradan bir olay durumuna indirgendi.

Hatta insanımız artık ölümü hatırlamak ta istemiyor. Kendisine ölümü hatırlatacak hususlardan alabildiğince kaçmaya çalışıyor ve bir vesileyle de hatırlatılınca bundan rahatsızlık duyuyor. Kısacası ölümün ve ölüm sonrası hayatın hiç gündeminde olmadığı bir hayatı yaşamak istiyor.

Hayatı yaşarken, devletlerin koymuş olduğu kanunlara ters düşerek ceza almamayı hiç aklından çıkarmayan günümüz insanı, ölüm sonrası hayatın getireceği çetin azabı hiç önemsemez oldu.

Peki ya biz?

Ölüm ve ölüm sonrası hayat bizim ne kadar gündemimizde?

Ölüm şuuru bizim hayatımızda ne kadar etkin?

Yapıp ettiğimiz davranışların öldükten sonra hesabını vereceğimizi ne kadar hatırlıyoruz?

Sokakta yürürken, ölüm şuuru bizi ne kadar haramlardan sakındırıyor?

Ticaret yaparken, bir şeyler alıp satarken ne kadar ölüm sonrası hayat, hesap ve mizan aklımıza geliyor?

Vakitlerimizi boş şeylerle öldürürken, bu vakitlerin hesabını öldükten sonra vereceğimiz ne kadar aklımıza geliyor?

Müslüman olduğumuz için Rabbimizin bize yüklediği sorumlulukları ihmal ederken ölüm aklımızın ucundan hiç geçiyor mu?

Bütün iyilikleri toplumda yerleştirmek için çalışıp çabalayacağımız yönündeki sözümüz ve bütün kötülükleri toplumdan söküp atacağımız hususunda Rabbimize verdiğimiz sözlerimizi yerine getirmezken ne kadar bunların hesabı aklımıza gelmektedir?

İbadetlerimizi icra ederken, Allah için bir takım faaliyetleri yaparken, yüklendiğimiz sorumlulukları yerine getirirken, yada yüklenmemiz gerektiği sorumluluklardan kaçarken ne kadar bu davranışlarımızın hesabı haklımıza gelmektedir?

Ölüm sonrası hayatımızda para ve dünyada değerli olan hiçbir hususun bir değer ifade etmediğini biliyor, orada ancak Allah rızası gözetilerek yapılan amellerin bir değer ifade ettiğini biliyoruz ama bunları ne kadar önemseyerek yerine getirebiliyoruz?

Dünya hayatımızı daha müreffeh bir şekilde yaşamak için gösterdiğimiz gayretin, yaptığımız planların, önümüze koyduğumuz hedeflerin ne kadarını dünya hayatından daha fazla bizim için daha değerli olması gereken ölüm sonrası hayatımız için yapıyoruz?

Bu dünya da ev sahip olmak için yıllarca çabaladığımız kadar, ahirette bir köşk edinmek için de an az o kadar çabalıyor muyuz?

Hani biz Müslüman olduğumuz için, ahiret hayatı bizim için dünya hayatından daha değerliydi. Bir tercih yamamız gerekiyorsa Ahireti tercih etmeliydik. Neden o halde dünya ve onun sevklerine saplanıp kaldık?

Ahireti hayatımızdan öteledik de dünyayı hayatımızın merkezine aldık?

Dünya korkularından korktuğumuz kadar Ahiret korkusu taşımaz olduk?

Dünyada canımızın emniyet içerisinde olması için kılı kırk yararak çabaladığımız gibi, ahirette de Allah’ın azabından kurtulmak için kılı kırk yarmıyoruz?

Yoksa dünyada insanın başına gelebilecek felaketlerin ahirette gelecek felaketten daha mı zor olduğuna inanır olduk.

Hapisten korktuğumuz kadar cehennemden korkmaz olduk. İşkenceden korktuğumuz kadar Allah’ın azabından korkmaz olduk! Hapisten korktuğumuz kadar cehennemden korkmaz olduk.

Dünyaya ne zaman gelmek istediğimiz bize sorulmadığı gibi, dünyayı ne zaman terk edeceğimizde bize sorulmayacak. Her an ölümle yüzleşeceğimiz gerçeğiyle dünya imtihanımızı sürdürüyoruz. Bu hakikat açık bir havada güneşin gözleri kamaştıran görüntüsü gibi ap açık ortadayken, bizler neden hala sanki yıllarca bir hayat yaşayacakmış gibi dünya refahımız için koşuşturmayı önceleyerek yatırımlarımızı hala buraya yapıyoruz. Yıllar sonrası için hayaller ve planlar yapıyoruz.

Evet dünyadan nasibimizi unutmalıyız, lakin, dünyadan nasibimizi alırken, ölümü ve ölüm sonrası bize sunulacak ebedi hayatı hiç mi hiç unutmamalıyız.

Dünyada kaybettiklerimizin bazen telafisi mümkündür. Lakin, ahiret için ise böyle değildir. Yarın “ يَا لَيْتَنِي Ah Keşke” keşke dememek için, bugünden başlayarak ahiret azıkları toplamalıyız. Ölüm sonrası hayatın geçer akçeleri neler ise onları yönelmeliyiz.

Ve asla şunu unutmamız gerekiyor ki; ölüm sonrası hayatı ancak dünya hayatımızda ortaya koyduğumuz sahih akidemiz ve Salih amellerimizle kazanabileceğiz. O halde, bize ahirette fayda verecek amelleri hayatımızda çoğaltmalı, bizim kaybedenlerden yapacak amellerden de kedimizi uzak tutmalıyız.

İlgili Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Close