Yazılar

Makale; Aile Olmak -2-

Aile bağlarını bir arada tutan sevgi ve güvendir. Nasıl bir olumsuzluk yaşanırsa yaşansın sevgi ve güven olunca birbirlerine kenetlenme kolaydır. Bu ikisi olmayınca aile gücünü yitirmiştir. Bu sevgi ve güven İslam çatısı içinde harmanlanmış olacak ki, bir değer ifade etsin. İslamsız, sevgi ve güven, menfaate dayanan bir ilişkidir. Belki dünyada kısa süreliğine iş yapar, âhirette ise hiç bir işe yaramadığı gibi ayrıca kişiyi büyük sıkıntıya uğratır.

Hac ibadetlerini bitirdiğiniz zaman, babalarınızı andığınız gibi veya ondan daha kuvvetli bir şekilde Allah’ı anın. İnsanlardan kimi: “Rabb’imiz! Bize dünyada ver” der. Bunun âhirette hiçbir nasibi yoktur. (Bakara Sûresi, 200)

Onlardan kimi de: “Rabb’imiz! Bize dünyada da iyilik ver, âhirette de iyilik ver ve bizi ateş azâbından koru” der.   (Bakara Sûresi, 201)

Toplum batıl zihniyeti takip ettikçe çıkış yolu bulamayacaktır. Sürekli hüsran dolu bir hayat onları beklemektedir. Kur’an’sız bir hayat fıtrata aykırı bir yaşamdır, insanı mutlu etmez. Rab bizi en iyi bilendir. Bize kaldıramayacağımız bir yük yüklememiştir.

Kitap ve Rasül gönderip, fıtrata uygun dosdoğru bir yol içinde ebedi yurda emin adımlarla yürümemizi istemektedir.

Onun için aile çok önemlidir. Kulluk tek başına olmaz, biz ile olur. “Yalnız sana kulluk ederiz” (Fatiha Sûresi, 5)

Aile yapısı bir sanattır, onu işleyecek sanatçı lazım. Aslında bize ait olanlar emanettir, emaneti bir gün sahibimize teslim edeceğiz.

Teslim ettiğimiz emanetleri O’nun yolunda kullanmışsak korku da yok, üzüntü de yok.

Şüphesiz ki “Rabb’imiz Allah’tır” deyip de sonra dosdoğru olanlar var ya, işte onların üzerlerine melekler (şöyle diyerek) inerler: “Korkmayın, üzülmeyin, vaadolunduğunuz cennetle müjdelenin.”   (Fussilet Sûresi, 30)

Eşler arası ilişki ve muhabbet sürekli olmalı, olmalı ki! Aile bireyleri de huzurlu olsun.

Hastahaneler kadın hastalıkları ile doludur.

Çocuk doğurmayı unuttu bugünkü kadınlar.

Çocuk doğuran ve eşi ile sürekli beraber olan kadın istisnalar hariç hasta olmaz ve hastahanelerle de hiç işi olmaz. O zaman ilaç firmaları zarar eder. Muhakkak hasta olman gerekiyor ki sana ilaç satsın. İlaç satan firmalar nasıl para kazansın?

Hayvanlarda doğum kontrolü yok, korunma da yok sürekli doğum yaparlar ve dünyanın dengesi hiç bozulmaz. Rızkı hiç kesilmez ve rızık endişeleri de yoktur. Batılı ve yerli işbirlikçiler buraya da müdahale ettiler, doğum kontrol hapı, birde korunma için tüm marketlerde alenen satılan sözde koruyucu? Gerçek koruyucu olan Allah’ı unuttular. Açlık sebebi ve daha ‘refah’ bir yaşam için fıtrata aykırı bir yaşamı tercih ettiler. Cenneti dünyada aradılar. Gerçek cenneti hep uzakta gördüler.

Eskiden annelerimiz çok çocuk doğururlardı ve hiç hastada olmazlardı. Yaşlı olunca bile güç ve kuvvetten düşmezlerdi. Elektrik ve trafo ile hiç işleri olmazdı, tezekle yakıt alırlardı hiç sigorta atmazdı. Evlilik mezara kadar sürerdi. Şimdiki evlilikler elektrik ile çalışıyor, sigorta atınca trafo devre dışı kalıyor boşanmalar hızlı bir şekilde yayılıyor. Kur’an ise bize dengeli bir hayatı vaaz ediyor.

Anne tedaviyi tv den öğreniyor, çeşit çeşit yemek yapmayı da tv den öğreniyor. Zamanın çoğu buralarda heba ediliyor. Kitap ve hayat okuması sürekli erteleniyor. Hayatımızı dijital ortama teslim etmişiz. Bizim için düşünüyor, bizim için hayatı programlıyor. Dahası bize bir şey kalmıyor.

Sürekli huzursuzluk ortamı ve stres bizi kuşatıyor. Allah’a kulluk unutulup ölüm anında pişmanlıklar ve keşkelerle hayat son buluyor.

Ölüm sarhoşluğu gerçekten geldiğinde, «Ey insan! İşte bu senin öteden beri kaçtığın şeydir.» denir. (Kaf Sûresi, 19)

Aileyi bir arada tutmak için Allah’ın bizlerden istediği kulluk görevleri yerine getirilmeli, bu oluşunca dünya ve âhîret aile için huzurdur.

“Ey güven içinde olan huzurlu nefis! Sen razı olarak, kendinden de razı olunarak Rabb’ine dön! Kullarımın içine katıl! Ve cennetime gir!” (Fecr Sûresi 27 – 30)

Şimdiki evlikler deneme ve maceraya benziyor. Sıkılınca yeni yeni maceralar arıyor. Aradığını bulduğunu zannedecek. Dünya hayatı onu aldatıp küçük mutluluklarla oyalayacak. İmtihanda olduğunu unutacak. Allah da onu unutacak.

“Allah’ı unutan, Allah’ın da onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. İşte doğru yoldan çıkanlar bunlardır.” (Haşr Sûresi 19)

Haya güzeldir. Kadında olması daha güzeldir. Haya takva örtüsündedir.

“Her dinin bir ahlakı vardır; İslam’ın ahlakı da hayâdır.” (İbn Mace, Zühd, 17),

“Hayâ imandandır.” (Buhari, İman, 16),

Takvayı güçlü tutmanın yolu Allah’la bağımızı sıkı tutmaktan geçer. Örtü tüm haramlara engeldir. Örtü olmayınca taviz verilir, tavizde haya duygusunu ortadan kaldırır. Örtünme ayeti ilk Mekke döneminde inmiştir. Müslüman hanımlarını takvayla bütünleştirmiştir. Takvayla bezenen beden Medine’de inen örtü ayetiyle tamamlanmıştır.

“Ey Âdemoğulları! Sizin için, avret yerlerinizi örtecek bir elbise ile giyip süsleneceğiniz bir elbise indirdik. Bir de takva elbisesi ki bu daha hayırlıdır. İşte bu Allah’ın (lütfunun) delillerindendir. Umulur ki düşünüp öğüt alırlar.”   (Araf Sûresi,) 26

Günümüzde Medine ayetiyle örtünüyorlar, nur 31,ahzap 59. takva yok, tesettürün ise maalesef içi boş ve takvasız olunca, tesettüre uygun bir hal olmuyor. Başını örtüyor, diğer bölgeler uygun değil veya lakayt bir şekliyle konuşuyor. Müslüman hanıma yakışmayacak bir durum meydana geliyor.

Oysaki çevresine rol model olmalıydı!…

Taviz verme ve dahası insanı küfre götürür, oradan da ümitsizliğe sevk eder. İnsanın günah işlemesi normal, günaha alışması anormaldir. “Kurbağayı kaynamış su dolu kazana koyarsan sıcak değdiği anda sıçrar, soğuk su kazanına koyarsan sıçramaz, azar azar ısıtırsan alışır ve kaynayan suda ölür.”

İşte örnekte olduğu gibi bizde azar azar küçük günahları önemsemezsek bizim durumumuz da kurbağadan farklı olmayacaktır.

“Mümin bir günah işlediğinde o günahı kalbi üzerinde siyah bir nokta teşkil eder. Şayet tövbe, istiğfar eder ve o günahtan arınırsa kalp aynası parlar. Günah arttıkça kararma da artar.” (İbn Mâce,  4244)

Erkeğin de tesettür ayeti var.

“(Ey Muhammed!) Mümin erkeklere söyle, gözlerini (haramdan) sakınsınlar; avret mahallerini korusunlar. Böyle davranmak onlar için daha temizdir. Şüphesiz ki Allah, onların yaptıklarından haberdardır.” (Nur Sûresi, 30)

Günümüzde erkekleri en çok zorlayan ayetle baş bayız. İffeti korumak bu zamanda zor olsa da ecri büyüktür. Bunun ilacı aile bağlarının ve eşler arasındaki muhabbetin ve sevginin her yönden güçlü olmasıdır. Eşlerin arası bozuksa işte o zaman eyvah! Vesvese artar, şeytan, ins şeytanlar devreye girer ve günahı süslerler bir bakarsın ki günah bataklığındasın.

“Kendisi bakar, arkadaşını cehennemin ortasında görür. Der ki: “Allah’a yemin olsun ki, az kalsın beni de helâk edecektin. “Eğer Rabb’imin nimeti olmasaydı, mutlaka ben de (cehennemde) hazır bulundurulacaklardan olurdum.”  (Saffat Sûresi 55- 57)

Aileyi kökünden dinamitleyen (İstanbul sözleşmesi) ıslah eden değil aksine aileyi dağıtan, kadını koruyan değil; aksine kadını da, erkeği de, çocukları da mağdur edendir.

Evden uzaklaştırılan aile reisi, ailenin başsız kalması demektir. 6 ay uzak kalmasıyla kalp soğur, sevgi azalır bir araya gelince bile bir şeyler kırılmıştır, tamiri de zordur. Bu ayrılıklar hatta cinayete bile teşvik ediyor.

İslam’dan nasip alamamışların, bireylere verecekleri güzel şeyleri yoktur. İslam insanın fıtratına hitap eden aileyi de, bireyleri de gerçek manada ıslah edendir.

“Uygulayacak mü’min şahsiyetler aranıyor.”

İlgili Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Close