Yazılar

Makale; MÜSLÜMAN ÜLKELERDE DOĞMAYANLAR CEHENNEME; MÜSLÜMAN ÜLKELERDE DOĞANLAR CENNETE Mİ GİDECEK?

Bu soruyu kim sorar? Müslüman her soruya cevap vermek zorunda mıdır? Buna benzer sorularla karşılaştığımızda nasıl davranmamız gerektiğini  biliyor muyuz?

Bu tarz sorular genellikle tepki sorularıdır. Savunma mekanizması devreye girdiğinde ortaya çıkarlar. Örneğin: Akrabalarınızın davet ettiği yemekli bir sohbet ortamındasınız ve onlara İslam’ı anlatmaya başladınız. Kendini İslam’a nispet ettiği halde uygulamada Müslüman olduğu anlaşılamayan işgüzar bir akrabanız çıkarak “Peki, Mozambik’teki Animistlerin hali ne olacak?” diye sorabilir. Yazının başlığını teşkil eden soru da buna benzeyen sorulardan biridir. İşte burada samimiyet ve ciddiyet devreye girer. Kişi kendini İslam’a nispet eder, yani Müslüman olduğunu söyler ama kendisinde Müslümanlığın hiçbir işareti görülmez. Allah’u Teala Ankebut Suresinin 2 ve 3. ayetlerinde: ” İnsanlar, “İnandık” demekle imtihan edilmeden bırakılacaklarını mı zannederler. Andolsun, biz onlardan öncekileri de imtihan etmiştik. Allah, doğru söyleyenleri de mutlaka bilir, yalancıları da mutlaka bilir. ” buyuruyor. Ayrıca Bakara Suresinin 214. ayetinde ” Yoksa siz, sizden öncekilerin başına gelenler, sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Peygamber ve onunla beraber mü’minler, “Allah’ın yardımı ne zaman?” diyecek kadad darlığa ve zorluğa uğramışlar ve sarsılmışlardı. İyi bilin ki, Allah’ın yardımı pek yakındır. ” buyuruyor. Kur’an’ı Kerim’den bir örnek daha vermek istiyorum. Asr Suresinde Allah’u Teala: geçip giden zamana yemin olsun ki bütün insanlar hüsrandadır ( cehennemliktir!). Ancak iman ettikten sonra imanının gerektirdiği ibadetleri yapanlar ve birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır.” buyuruyor. Bu örnekler Allah’ın ayetleridir. Aklı başında olan bir kimse cennete girmek için sadece sözün yetmeyeceğini bu ayetlerden çıkarabilir. Sadece söz yetmeyeceği gibi kişinin dörtbir yanı Müslümanla dolu olması bile onu cennete götürmez. Nitekim Asr’ı-Saadet döneminde İslam tarihine hatta Kur’an’a adını yazdırmış o topluluğun içindeki münafıkların varlığından bahsedilir. Yani cennete girmek ile yaşanılan coğrafyanın bir ilgisi yoktur. Cennete kimlerin gireceği Kur’an’ı Kerim’de açıkça belirtilmiştir. Bu tür soruları soranlar İslam’ın kendisine ulaşmadığı kişinin akıbetini merak edeceklerine kendi akıbetlerini merak etsinler. Böyle bir soru sorabiliyorsa İslam kendisine ulaşmış demektir. Artık işittim ve itaat ettim demek zorundadır. Yine Kur’an’dan öğrendiğimiz bir ilke şudur ki Allah kimseye zulmetmez. Bilakis, kötülüğe karşılığını verdiği halde iyiliğe kat kat fazlasını vereceğini vaad etmektedir.

Dünyadaki davranışlarımız melekler tarafından kayıt altına alınmaktadır. Davranışlarımız derken sadece fiillerimiz değil, aynı zamanda konuştuklarımız da kaydedilmektedir. Kıyamet gününde herkese kitabının ( amel defteri) verileceğinden bahsedilir. Bu husus İsra Suresinin 13, 14 ve 15. ayetlerinde şöyle geçmektedir: ” Her insanın amelini boynuna yükledik. Kıyamet günü kendisine, açılmış olarak karşılaşacağı bir kitap çıkaracağız.” Oku kitabını! Bugün hesap sorucu olarak sana nefsin yeter” denilecektir. Kim doğru yolu bulmuşsa, ancak kendisi için bulmuştur; kim de sapıtmışsa kendi aleyhine sapıtmıştır. Hiçbir günahkâr, başka bir günahkârın günah yükünü yüklenmez. Biz, bir peygamber göndermedikçe azap edici değiliz. ”

Ayetler dikkatli okunduğunda Allah’u Teala peygamber gönderilmeyen bir topluma azap edilmeyeceğini beyan ediyor. Bu ayetten kendisine peygamber gönderilmeyen toplum var mıdır, yok mudur anlayamayız. Ancak şu sonuca kesinlikle varabiliriz: Cehennemliklerin tümüne bir elçi gelmiştir. Onlara Allah’ın emir ve yasaklarını anlatmıştır. Onlar da elçiyi yalanlamışlardır. Elçilere iftira atarak yalancı, sihirbaz veya deli gibi çeşitli yaftalar yapıştırmışlardır.

Türkiye coğrafyasında yaşayan insanların yüzde kaçı Müslüman? Siyasilere göre yüzde doksan dokuzu… Ancak Kur’an’a göre insanların çoğu iman etmezler( Yusuf Suresi 13. ayet; Şuara Suresi 121. ayet; Ra’d Suresi 1. ayet; Mü’min Suresi 58. ayet) İnsanların yüzde doksan dokuzunun Müslüman olduğuna dair söylem tamamen yalan ve safsatadan ibarettir. Uyutma politikasıdır. Uyuyan insandan kimseye zarar gelmez ama uyandırdığında hareket etmeye, düşünmeye, sorgulamaya başlar. Allah resulunden gelen bir rivayette Resulullah : ” İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar” buyuruyor. İşte burada biz Müslümanlara büyük işler düşüyor. İnsanları uyandırmak zorundayız. İnsanlar atalarından gelen geleneksel din anlayışının kendilerini cennete götüreceğini zannediyor. Demokrasiye hizmet eden diyanet teşkilatı da buna çanak tutuyor. Hakkı gizliyorlar. Neyi söyleyip neyi söylemeyeceklerini maaşlarını aldıkları makam belirliyor. Ölüleri çok güzel yıkıyorlar. Çok güzel mevlid okuyorlar. İçlerinden hakkı söylemeye yeltenen bir imam çıkarsa vayhaline! Ağrı Patnos’a mı yoksa Hakkari Yüksekova’ya mı… Peki hakkı söylemek ne anlama geliyor ?

Hakkı söylemek: faizin, içkinin, kumarın, zinanın, haram olduğunu; demokrasinin, laikliğin, putperestliğin batıl olduğunu; Allah’tan başka ilah olmadığını; Hz. Muhammed’in son peygamber olduğunu; okullarda yavrularımıza putperest ayinlerinin zorla yaptırılmasının şirk olduğunu; sadece Allah yolunda öldürülenlerin şehid olduğunu; Hıristiyan ve Yahudilere benzemeye çalışanların onlardan bir farkı olmadığını; Hıristiyan ve Yahudilerin dinine tabi olmadıkça onların sizden razı olmadığını; tagutun ne anlama geldiğini; homoseksüelliğin ve lezbiyenliğin yasaklandığını; Müslümanları aldatanın Müslüman olmadığını; bankaların Allah’a ve Resulune savaş açtığını; devletin zinaya müsade ettiğini, kumar oynattığını, içki sattırdığını, özgürlük adına plajlarda insanların soyunmasına izin verdiğini Allah’ın ise örtünmeyi emrettiğini söylemektir.

Bu saydığım örneklere ilave yapılabilir. İnsanlar yukarıda da belirttiğim gibi uyutulmuşlar. Bunları bilmiyorlar. Kur’an’dan bihaber bir hayat sürüyorlar. Cehennemde biraz yanıp sonra cennete gireceklerini düşünüyorlar. Bu söz bana Bakara Suresinin 80. ayetini hatırlatıyor. Allah’u Teala Yahudilerin sözlerini bize şu şekilde beyan ediyor: ” Bir de dediler ki: “Bize ateş, sayılı birkaç günden başka asla dokunmayacaktır.” Sen onlara de ki: “Siz bunun için Allah’tan söz mü aldınız? -Eğer böyle ise, Allah verdiği sözden dönmez-. Yoksa siz Allah’a karşı bilemeyeceğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?”

Ben cehennemde biraz yanar çıkarım diyen kişiye bu ayeti okuduğunuzda – bu ayet bana hitap etmiyor ki Yahudilerden bahsediyor- diyor. Oysaki Kur’an’daki kişiler ve toplumlar prototip niteliğindedir. Bahsi geçen prototiplerin vasıflarını taşırsanız onların uğradığı akıbete siz de uğrarsınız. Rabbimiz Kitabında ilk insandan son peygambere kadar birçok müstesna şahsiyeti bize iyi örnek olarak göstermiştir. İblis’ten Ebu Lehebe kadar birçok şahsiyetsizi de kötü örnek olarak göstermiştir. Aynı zamanda Nuh Kavmi, Lut Kavmi gibi çeşitli kavimlerden bahsederek orada yaşayan halkların yaptığı hatalar bize birer ibret vesikası niteliğinde gösterilmiştir. Rabbim ibret alarak rızasına uygun bir hayat sürmeyi ve Müslüman olarak ölmeyi bize nasip etsin.

İlgili Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Close