Yazılar

Ümmetin Katılaşmış Kalbi ‘KUDÜS’

Son günlerde dünyanın gündemine bir kazık gibi çakılan, tüm medyanın gündemini oluşturan, genel manada her şahsın kendisi hakkında yorum yaptığı bir mevzu. Kudüs ve Mescid-i Aksa. Mescid-i Aksa’ın İsrailliler tarafından işgal edilmesi, Siyonistlerin başkenti ilan edilmesiyle beraber, bu zalimlerden intikam alınması ve artık bir şeyler yapılması gerektiği vs. gibi. hususlar herkes tarafından dile getirilmeye başlandı. İnsanlar meydanlarda, sokaklarda, caddelerde; mitinglerle, protestolarla, eylemlerle Kudüs’ü, Mescid-i Aksa’yı savunuyorlar, ‘’kahrolsun İsrail Filistin’den defol’’ diyerek tepkilerini dile getiriyorlar. (İnanıyorum ki; zaten İsrail, bu sloganlardan korkarak Kudüs’ten hemen çıkıp gidecektir muhakkak!) Oturdukları yerden ‘’Kudüs’ü Kâfirlere yâr etmeyiz’’ diyerek, Amerika’nın kirli ellerini, gözü yaşlı Aksa’nın iffetli yüzünden çekebileceklerini düşünüyorlar.

Sizlere burada Kudüs’ün, ‘ne’ ve ‘neresi’ olduğu gibi coğrafi ve tarihi bir bilgiden bahsetmeyeceğim. Size burada, Kudüs’ün bizler için ne kadar değerli olduğunu, bizim için neleri ifade ettiğinden bahsetmeyeceğim. Çünkü bunları biliyorsunuz. Hatta bunları zır cahile bile soracak olursak tek tek anlatır. Efendime söyleyeyim’’ Kudüs bizim ilk kıblemizdir, onurumuzdur, gururumuzdur, kalbimizdir, nazlı yârimizdir, kutsal mekânımızdır, bizim için Kudüs demek, hayat demek,  bizim için Kudüs mevzusu şeref, namus meselesidir’’ gibi nutuklar atıp, bunun sadece edebiyatını yapmayacağım. Asıl önemli olan mevzu, Kudüs’ü bu hale getiren şeyin ne olduğu mevzusudur. Batılı soysuzların, Müslümanların sözde onuru olan Mescid-i Aksa’yı rahat bir şekilde sahiplenmelerine, ellerini kollarını sallayarak Kudüs’te kol gezmelerine sebep olan etkenin ne olduğudur aslında, asıl üzerinde durmamız gereken şey.

Mescid-i Aksa Yahudiler tarafından başkent ilan edildi diye haber verildiğinde, Türkiye’de, demokratından, laik anlayışa sahip olanlardan tutun, cahil cühelası, hayatında bir tek defa dahi Allah’ı zikretmemiş kendini bilmezlere kadar herkes Kudüs’ü savundu ve alınan bu karara karşı çıktılar. İlginç! Ama sorarsanız ‘niçin savunuyorsun Kudüs’ü, Mescid-i Aksa’yı’ diye, emin olun onlar bile niçin savunduklarını bilmiyorlardır. Kulaktan dolma birkaç öğretiyle, Mescid-i Aksanın kutsal olduğunu söylerler. ‘Allah’ın kutsal saydığı mekânlara dokunulmaz, çiğnenemez’ derler. Ama gariptir ki; bunu söyleyenler, sözde Mescid-i Aksa’ya karşı çok hassaslar ama Allah’ın her bir ayetini çiğnerlerken, ayaklar altına alırlarken utanmıyorlar. Allah’ı hayatına müdahil kabul etmeyen bu ikiyüzlüler, çıkıp meydanlara’ kahrolsun İsrail’ deseler, bu, ses kalabalığından başka ne olur? Peki, Mescid-i Aksa’yı başkent ilan edenlere sert tepkiler gösterip, alttan onlara dostluk kuranlara ne demeli? Veya Trump’a ‘ köpektir, domuzdur, şerefsizdir’ deyip, Trump’ın ve Amerika’nın kuyruk görevini gören Devlet büyüklerine hayran olan şu cahil topluma nasıl bir gözle bakmalıyız? Evet, işin ucunu nereden tutarsak tutalım bir bozukluk var. Her kesimde ayrı bir problem var maalesef. Tabi biz şuna inanıyoruz ki; Kudüs, bu kendini bilmezlerin elleriyle asla kurtuluşa ermeyecektir.

Kudüs’ün, Mescid-i aksanın başkent ilan edilmesini yeni bir olaymış gibi karşılayanlara da şaşırıyorum biraz. Çünkü ondan da önemli olan, Mescid-i Haram Batılılar tarafından iktisadi başkent değil miydi?  İşgal altında değil miydi? Binlerce, hatta milyonlarca Müslümanın(!) oraya gidip ibadet ettikleri, kutsal sayılan ve ismi ‘ Beytullah’  yani Allah’ın evi olan Kâbe’yi Amerika, çıkarcı Suud Krallığı aracılıyla işgal etmişken ve orası ticaret hane görevi gördüğü halde neden bu insanlar tepki çıkmadılar ve çıkmıyorlar? İşte asıl oyun buradadır. Ve insanlar da bu oyuna çok çabuk kanıyorlar. Olay sadece şu: Amerika, Mekke’yi görünür şekilde işgal etmiyor, yani bunu alttan alttan yapıyor. Kudüs’ü ise hem söylem, hem de eylemle işgal ediyor. Müslümanların bu oyunu fark etmesi ve ona göre neye tepki çıkması gerektiğini iyi bilmeleri gerekmektedir. Yani bir savaş olacaksa, o, sadece Mescid-i Aksa için değil, karanlıklar içinde kaybolmuş Mecid-i Haram içim de olmalıdır. Hülâsa, medya bizleri dilediği gibi yönlendirmemeli, bizi istediği yöne kukla gibi çekmemelidir.

Peki, Kudüs nasıl kurtulur, nasıl iflah olur?

Şunu söyleyebiliriz ki; Kudüs’ün kurtulması, önce Allah’ın yardımıyla, sonra da Müslümanların eliyle olur. Aslında, biz ne zaman kurtulursak işte o zaman Kudüs de kurtulmuş olur. Biz ne zaman özgür olursak Mescid-i Aksa da o zaman özgür olur. Kısacası, Batının ellerimize vurduğu kelepçeleri kırdığımız gün, Mescid-i Aksa; Yahudilerin, gönüllerimize vurduğu prangalardan kurtulduğumuz gün ise Mescid-i Haram kurtulacaktır. Ve bizler Emperyalist güçlerin zihnimize ve gönlümüze sıkmış olduğu gaflet kurşununu söküp attığımız o gün zafer bizlerin olacaktır.[1] Yani Kudüs’ün hürriyeti, Batının köleliğinden ve esaretinden kurtulmakla mümkündür. Batının esaretinden kurtulmak ta nefsi arzularımızdan vazgeçip, kendimizi vahyin kucağına bırakmakla mümkün olacaktır. Ve son olarak şunu da ifade edeyim ki; bizim önce, Mescid-i Harâm’a sonra da Mescid-i Aksa’ya bir özür borcumuz var. Ve bu borç maddiyatla ödenecek bir borç değildir. Bu borç Mescid-i Aksa’yı ve Mescid-i Harâm’ı hürriyete kavuşturmakla ödenecektir. Ve Kudüs’teki zalimler, ya şehidlerin kanlarıyla, ya Âlimlerin mürekkepleriyle, yada Mescid-i Aksa’nın umutsuz gözlerinden akan yaşlar ile boğulacaklardır. Ve bana göre Kudüs’ün bu hali, Müslümanların zilletini sembolize eden bir araç olmuştur artık! Unutmayalım, Allah her şeyin hesabını tek tek soracak.! Ve bu, Suriye’de 3 yaşındaki çocuğun ölmeden önceki söylediği o gizemli sözde saklı idi’’ Her şeyi söylicem Allah’a’’…

[1] Müslümanlar batıyı her yönüyle taklit ettikleri ve onlar karşısında aşağılık kompleksine kapıldıkları müddetçe, onlar Müslümanları bir kukla gibi kullanmaya devam edeceklerdir.

İlgili Paylaşımlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Close